☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
veAnd onüçünün (kişinin)the threegeri bırakılan(of) those whogeride bırakıldılarwere left behindhattauntildar gelmiştiwhendaraldı(was) straitenedbaşlarınafor themdünyathe earthrağmenthoughgenişliğineit was vastve sıkıldıkça sıkılmışAnd (was) straitenedonlarınfor themcanlarıtheir own soulsve anlamışlardıand they were certainolmadığınıthatyoktur(there is) nobir çarerefugeAllahtanfromAllahAllahbaşkaexceptyine kendisindento HimsonraThentevbesini kabul buyurduHe turned (in mercy)onlarınto themtevbe etsinlerthat they may repentçünküIndeedAllahAllahOHetevbeyi çok kabul eden(is) the Acceptor of repentanceçok esirgeyendirthe Most Merciful
🇹🇷 9:118 Allah, haklarında hüküm beklenen o üç kişiyi de bağışladı. Çünkü o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmeye başlamıştı, vicdanları da kendilerini sıkıntıya sokmuştu. Allah'dan kurtuluşun, ancak Allah'a sığınmakta olduğunu anlamışlardı. Sonra da Allah, onları tevbekâr olmaya muvaffak kıldı da tevbelerini kabul buyurdu. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok çok kabul edendir, çok merhametli olandır.
EyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believekorkunFearAllah'tanAllahve olunand beberaberwithdoğrularlathose who are truthful
🇹🇷 9:119 Ey iman edenler! Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun.
onlara yakışmazNoto idiit washalkının(for) the peopleMedineof the Madinahve kimselerinand whoonların çevresindenwere around thembedevi Araplardanofbedevilerthe bedouinsgeri kalmalarıthatgeride kalırlarthey remain behindElçisindenafterelçithe MessengerAllah'ınof Allahveand notkaygısına düşmelerithey preferkendi canlarınıntheir livesonun canından öncetohayatıhis lifeböyledirThat isçünkübecause [they]yoktur ki(does) notonların çekmeleriafflict thembir susuzlukthirstve yoktur kiand notbir yorgunlukfatigueve yoktur kiand notbir açlıkhungeryolundainyol(the) wayAllah(of) Allahve yoktur kiand notayak basmalarıthey stepbir yereany stepöfkelendirecekthat angerskâfirlerithe disbelieversve yoktur kiand notsağlamalarıthey inflictdüşman karşısındaonbir düşmanan enemybir başarıan inflictionmutlakaexceptyazıl(masın)is recordedkendileri içinfor themonunlain itbir amel(as) a deedsalihrighteousşüphesizIndeedAllahAllahzayi etmez(does) notecirleriniallow to be lostiyilik edenlerinthe rewardharcamaları(of) the good-doers
🇹🇷 9:120 Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel iş yapanların mükafatını zayi etmez.
ve yoktur kiAnd notsarfettikerithey spendbir masrafany spendingküçüksmallveand notbüyükbigve yoktur kiand notbir geçmelerithey crossvadiyia valleymutlakabutyazı(lmasın)is recordedonların lehinefor themonları mükafatlandırması içinthat Allah may reward themAllah'ınthat Allah may reward themen güzeliylethe bestşeylerin(of) whatolduklarıthey used (to)yapıyorlardo
🇹🇷 9:121 Onların, Allah yolunda yaptıkları küçük veya büyük her harcama veya geçtikleri her vadi karşılığında, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah'ın kendilerini mükâfatlandırması için sevap yazılmaması mümkün değildir.
ve değillerdiAnd notinananlarismüminler için(for) the believerssefere çıkacakthat they go forthhepsi toptanall togethergerekmez mi?So if notgeri kalmalarıgo forthherfromhereverykabiledengroupiçlerindenamong thembir cemaatina partyiyice öğrenmek içinthat they may obtain understandingdiniindinthe religionve uyarmaları içinand that they may warnkavimlerinetheir peoplezamanwhendönüp geldiklerithey returnonlarato thembelkiso that they maysakınırlar diyebeware
🇹🇷 9:122 Bununla beraber müminlerin hepsinin birden topyekün savaşa katılmaları uygun değildir. Her kabileden bir kısım insanlar da din ilimlerinde derinleşmeli ve kabileleri savaştan dönüp gelince onları uyarmalıdır ki, böylece Allah'ın azabından sakınırlar.