☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
EyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believesavaşınFightkimselerlethose whoyakınınızda bulunan(are) close to youkafirlerdenofkâfirlerthe disbelieversve bulsunlarand let them findsizdein youbir katılıkharshnessve bilin kiAnd knowşüphesizthatAllahAllahberaberdir(is) withkorunanlarlathose who fear (Him)
🇹🇷 9:123 Ey iman edenler, önce yakın çevrenizdeki kâfirlerle savaşın ki, sizde bir güç ve kuvvet olduğunu görsünler. Ve iyi bilin ki, Allah müttakilerle beraberdir.
ve ne zamanAnd wheneverindirilseAnd whenevervahyolunuris revealedbir surea Surahonlardanamong themkimi(are some) whodersayhanginizinWhich of youartırdı(has) increased [it]bu(by) thisimanını(in) faithfakatAs forkimselerinthose whoinanan(lar)believeartırırthen it has increased themimanını(in) faithve onlarand theysevinirlerrejoice
🇹🇷 9:124 Bir sûre indirildiği zaman, içlerinden biri çıkar, "Bu sûre hanginizin imanını arttırdı?" der. Fakat müminlere gelince, aslında her inen sûre onların imanını arttırmıştır ve onlar sürekli olarak müjdelenip duruyorlar.
fakat gelinceBut as forkimselerethoseyüreklerindeinkalpleritheir heartshastalık olan(lara)(is) a diseasekatmıştır onların(it) increases thempislik(in) evilpisliklerinetokötülükleritheir evilve ölürlerAnd they dieonlarwhile theykafirler olarak(are) disbelievers
🇹🇷 9:125 Kalblerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da murdarlıklarına (küfürlerine) murdarlık (küfür) katmıştır ve kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.
görmüyorlar mı?Do notgörürlerthey seekendilerininthat theysınandıklarınıare triedher[in]hereveryyılyearbir kezonceveyaoriki keztwiceyine deYettevbe etmiyornottevbe ederlerthey turn (in repentance)veand notonlartheyöğüt almıyorlarpay heed
🇹🇷 9:126 Onlar (münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar.
ve ne zaman kiAnd wheneverindirildiAnd whenevervahyolunuris revealedbir surea Surahbakarlarlookkimisisome of themdiğerinetobaşkalarıothersmu?Doessizi görüyorsee youbirisianybironesonraThensıvışırlarthey turn awayçevirmiştirAllah has turned awayAllahAllah has turned awayonların kalblerinitheir heartsoldukları içinbecause theybir topluluk(are) a peopleanlamaznotanlarlarthey understand
🇹🇷 9:127 Aleyhlerinde bir sûre indirilince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışır giderler. Allah onların kalblerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler.
andolsunCertainlysize gelmiştir(has) come to youbir Elçia Messengeriçinizdenfromkendinizyourselvesağır gelenGrievousonato himsıkıntıya uğramanız(is) whatacı çekersinizyou sufferdüşkün(he is) concernedsizeover youmü'minlereto the believersşefkatli(he is) kindmerhametlidir(and) merciful
🇹🇷 9:128 Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.
eğerBut ifyüz çevirirlersethey turn awayde kithen saybana yeterSufficient for meAllah(is) Allahyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimO'naOn HimdayandımI put my trustve OAnd Herabbidir(is the) LordArş'ın(of) the Thronebüyükthe Great
🇹🇷 9:129 Eğer aldırmazlarsa onlara de ki: Bana Allah yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın Rabbidir.