ve eğerAnd ifbir kadına womankorkarsafearskocasınınfromkocasıher husbandhuysuzluğundanill-conductyahutoryüz çevirmesindendesertionyokturthen (there is) nogünahsinikisine deon both of themdüzeltmelerindethatbarış yaparlarthey make terms of peacearalarınıbetween themselves anlaşma ilea reconciliationve barışand [the] reconciliationdaima iyidir(is) bestve hazırdırAnd are swayednefislerthe soulscimriliğe(by) greedeğerBut ifgüzel geçiniryou do goodve sakınırsanızand fear (Allah)şüphesizthen indeedAllahAllahşeyleriisneyinof whatyaptıklarınızyou dohaber alırAll-Aware
🇹🇷 4:128 Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
ve yapamazsınızAnd nevergücün yetecek miwill you be able(tam) adalettoadaletli olundeal justlyarasındabetweenkadınlar[the] womenne kadareven ifisteseniz deyou desiredöyle ise meylemeyinbut (do) notmeylederincline(birine) tamamen(with) allyönelişlethe inclinationötekini bırakmayınand leave her (the other)askıda (kocasızmış) gibilike the suspended oneeğerAnd ifarayı düzeltiryou reconcilesakınırsanızand fear (Allah)şüphesizthen indeedAllahAllahbağışlayandırisçok bağışlayanOft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 4:129 Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
eğerAnd if(eşler) ayrılırlarsathey separatezengin ederwill be enrichedAllah(by) Allahonların her birinieach (of them)bol ni'metiylefromO'nun bolluğuHis abundanceAllah(ın)and isAllahAllah(ni'meti) geniştirAll-Encompassinghüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 4:130 Eğer karıkoca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa, Allah, onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz. Allah'ın lutfu geniştir, hikmeti büyüktür.
Allah'ındırAnd for Allaholanlar(is) whatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthmuhakkakAnd surelytavsiye ettikWe have instructedkimselerethose whoverilen(lere)were givenKitapthe Booksizden öncefromsenden öncebefore youve size deand yourselvesdiyethatkorkunyou fearAllah'tanAllaheğerBut ifinkar edersenizyou disbelieve şüphesizthen indeedAllah'ındırfor Allaholanlar(is) whatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthAllahAnd isAllahAllahzengindirFree of needövgüye layıktırPraiseworthy
🇹🇷 4:131 Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz, biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, hamd vesenâ O'na yakışır.
Allah'ındırAnd for Allaholanlar(is) whatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve yeterAnd is sufficientAllahAllahvekil olarak(as) a Disposer of affairs
🇹🇷 4:132 Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
eğerIf(Allah) dilerseHe willssizi götürürHe can take you awayeyOinsanlarpeopleve getirirand bringbaşkalarınıothersveAnd isAllahAllahbunaoverşuthathakkıyla kadirdirAll-Powerful
🇹🇷 4:133 Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve Allah, buna kadirdir.
kimWhoeveristerse[is]arzulardesiressevabınırewarddünya(of) the world (bilsin ki) katındadırthen withAllahAllahsevabı(is the) rewarddünya(of) the worldve ahiretand the HereafterAllahAnd isAllahAllahişitendirAll-HearinggörendirAll-Seeing
🇹🇷 4:134 Kim dünya nimetini isterse, bilsin ki dünya ve ahiret nimeti Allah katındadır. Allah her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi görendir.
Mahmoud Khalil Al-Husary