ne zaman kiAnd when(Musa) erişincehe reachedgüçlü çağınahis full strengthve olgunlaşıncaand became maturebiz ona verdikWe bestowed upon himhükümwisdomve ilimand knowledgeişte böyleAnd thusmükafatlandırırızWe rewardgüzel davrananlarıthe good-doers
🇹🇷 28:14 Musa yiğitlik çağına girip olgunlaşınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükafatlandırırız.
ve girdiAnd he enteredşehrethe citybir sıradaatbir sürea time(kendisinden) habersiz olduğu(of) inattentionhalkınınofhalkıits peopleve bulduand foundoradathereiniki adamıtwo menöldüresiye dövüşürlerkenfighting each otherbirithiskendi taraftarlarındanoftaraftarlarıhis partyve öbürü deand thisdüşmanlarındanofdüşmanıhis enemy(Musa'dan) yardım istediAnd called him for helpolan kimsethe one whokendi taraftarlarından(was) fromtaraftarlarıhis partykarşıagainstolanathe one whodüşmanlarından(was) fromdüşmanıhis enemybir yumruk indirdiso Musa struck him with his fistMusaso Musa struck him with his fistişini bitirdiand killed himonunand killed him(sonra) dedi kiHe saidbuThis (is)işindendirofamel(the) deedşeytanın(of) Shaitaano gerçektenIndeed, hebir düşmandır(is) an enemy şaşırtıcıone who misleadsapaçıkclearly
🇹🇷 28:15 Musa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle döğüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. "Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi.
dediHe saidRabbimMy Lordgerçekten benIndeed, Izulmettim[I] have wrongednefsimemy soulbağışlaso forgivebeni[for] me(Allah) bağışladıThen He forgaveonu[for] himçünkü OIndeed HeOHe (is)çok bağışlayandırthe Oft-Forgivingçok esirgeyendirthe Most Merciful
🇹🇷 28:16 Musa, "Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!" dedi; Allah da, onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O'dur.
dediHe saidRabbimMy Lordhakkı içinBecauselutfettiğin ni'metlerYou have favoredbana[on] meartık bir dahaso notolmayacağımI will bearka çıkana supportersuçlulara(of) the criminals
🇹🇷 28:17 Musa, "Rabbim! Bana lutfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka olmayacağım" dedi.
sabahladıIn the morning he wasşehirdeinşehirthe citykorku içindefearfulgözetleyerek(and) was vigilantbir de baktı kiwhen beholdkendisinden yardım isteyenThe one whoondan yardım istedisought his helpdünthe previous dayyine feryadediyorcried out to him for helpdediSaidonato himMusaMusagerçekten senIndeed, youbir azgınsın(are) surely a deviatorbelli kiclear
🇹🇷 28:18 Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona dedi ki: "Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!"
nihayetThen whenisteyince[that]istedihe wantedyakalamaktovurunstrikeolanıthe one whoo[he] (was)düşmanan enemyikisine deto both of themdedi kihe saidey MusaO Musabeni öldürmekmi istiyorsun?Do you intend-etobeni öldürürlerkill megibiasöldürdüğünyou killedbir canıa persondünyesterday(oysa)Notistemiyorsunyou wantdışında bir şeybutolmakthatolursunuzyou becomebir zorbaa tyrantyeryüzündeinyeryüzüthe earthveand notistemiyorsunyou wantolmakthatolursunyou bearabuluculardanofıslah edenlerthe reformers
🇹🇷 28:19 Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!"
ve geldiAnd camebir adama manöbür ucundanfromen uzak yer(the) farthest endşehrin(of) the citykoşarakrunningdediHe saidey MusaO Musaşüphesiz kiIndeedileri gelenlerthe chiefsaralarında konuşuyorlarare taking counselseniabout youseni öldürmek içinto kill yousen çık (git)so leaveelbette benindeed, I amsanato youöğüt verenlerden(im)ofsamimi öğüt verenlerthe sincere advisors
🇹🇷 28:20 Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim."
(Musa) çıktıSo he leftoradanfrom itkorka korkafearingkollayarak(and) vigilantdediHe saidRabbimMy Lordbeni kurtarSave mekavimdenfrominsanlarthe people zalimthe wrongdoers
🇹🇷 28:21 Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi.
Mahmoud Khalil Al-Husary