ne zaman kiAnd whenyönelincehe turned his facetarafınatowardsMedyenMadyandedihe saidumarım kiPerhapsRabbimmy Lordbeni iletir[that]bana yol gösterirwill guide medoğru(to the) soundyolaway
🇹🇷 28:22 Medyen'e doğru yöneldiğinde: "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir." dedi.
ne zaman kiAnd whenvarıncahe camesuyuna(to the) waterMedyen(of) Madyanbulduhe foundonun başındaon itbir grubua groupinsanlardanoferkeklermen(hayvanlarını) sularkenwateringve bulduand he foundonların gerisindebesides themonlardan başkabesides themiki kıztwo womensudan menedenkeeping back(Musa) dediHe saidnedir?Whatsizin işiniz(is the) matter with both of youdediler kiThey saidbiz sulayamayızWe cannot watersulayamayızWe cannot waterkadaruntilsulayıp çekilinceyetake awayçobanlarthe shepherdsve babamız daand our fatherbir ihtiyardır(is) a very old manbüyük(is) a very old man
🇹🇷 28:23 Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suyun olduğu yerden) geri çeken iki kadın gördü. Onlara "Derdiniz nedir?" dedi. Şöyle cevap verdiler: "Çobanlar sulayıp çekilmeden biz ( onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır. "
(Musa) hemen suladıSo he wateredonlarınkinifor themsonraThençekildihe turned backgölgeyetogölgethe shadedediand saidRabbimMy Lorddoğrusu benIndeed, I amne varsaof whateverindireceğinYou sendbanato mehayırdanofiyigoodmuhtacım(in) need
🇹🇷 28:24 Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve "Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım" dedi.
derken ona geldiThen came to himo iki kızdan birione of the two womenyürüyerekwalkingutana utanawithutangaçlıkshynessdediShe saidmuhakkahIndeedbabammy fatherseni çağırıyorcalls youödemek içinthat he may reward youücretini(the) rewardsulamanın(for) whatsuladınyou wateredbizim içinfor usne zaman kiSo when(Musa) ona gelincehe came to himve anlatıncaand narratedonato himhikayeyithe storydedihe saidkorkma(Do) notkorkarlarfearkurtuldunYou have escapedo kavimdenfrominsanlarthe people zalimthe wrongdoers
🇹🇷 28:25 Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi. "Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor." Musa, ona (Hz. Şuayb'a) gelip başından geçeni anlatınca o, "korkma, o zalim kavimden kurtuldun"dedi.
dediSaido (kız)lardan birione of themey babacağımO my fatherbunu (çoban) tutHire himmuhakkakIndeeden hayırlısıdır(the) bestücretle tuttuklarınınwhomücretle tutabilirsinyou (can) hireen güçlüsüdür(is) the strongen güveniliridirthe trustworthy
🇹🇷 28:26 (Şuayb'ın) iki kızından biri: "Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi.
dedi kiHe saidelbetteIndeed, Iistiyorum[I] wishsana nikahlamaktoseni nikâhlamakmarry you tobirinionekızımdan(of) my daughtersşu iki(of) these twokarşılığındaonbana hizmet etmenthatbana hizmet ettinyou serve mesekiz(for) eightyılyearseğerbut iftamamlarsanyou completeon(yıl)atenartıkthen fromo sendendiryouben istememAnd notisterimI wishzahmet vermektozorlaştırmamake it difficultsanafor youbeni bulacaksınYou will find meeğer (İnşallah)ifdilerse (İnşallah)Allah willsAllah (İnşallah)Allah willsiyilerdenofsalihlerthe righteous
🇹🇷 28:27 (Şuayb) Dedi ki: "Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşaallah beni iyi kimselerden bulacaksın."
(Musa) dediHe saidbuThatbenimle aramızdadır(is) between mesenin arasındaand between youhangiWhicheversüreyi(of) the two termsyerine getirsemI completeyokturthen nodüşmanlıkinjusticebanato meAllahand Allahkarşıoverşeyewhatdediğimizwe sayvekildir(is) a Witness
🇹🇷 28:28 Musa şöyle cevap verdi: "Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım demek ki, bana karşı husumet yok. Söylediklerimize Allah vekildir."
Mahmoud Khalil Al-Husary