☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الشعراءمَكِّيَّة ۝ ٢٢٧ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ta sin mimTa Seem Meem
🇹🇷 26:1 Tâ, Sîn, Mîm.
şunlarTheseayetleridir(are the) VersesKitabın(of) the Bookapaçıkclear
🇹🇷 26:2 Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.
sen neredeysePerhaps youhelak edeceksin(would) killkendiniyourselfdiyethat notetmiyorlarthey becomeimanbelievers
🇹🇷 26:3 (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!
eğerIfdilesekWe willindiririzWe can send downonların üzerineto themgöktenfromgökthe skybir mu'cizea Signve oluverirso would bendboyunlarıtheir necksonato iteğilip kalmış(in) humility
🇹🇷 26:4 Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.
veAnd (does) notonlara gelmezcome to themhiçbiranyZikir (uyarı)reminderRahmandanfromRahmanthe Most Graciousyeninewolmadıklarıbutonlartheyondanfrom ityüz çeviriciturn away
🇹🇷 26:5 Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.
şüphesizSo verilyyalanladılarthey have deniedama kendilerine gelecektirthen will come to themhaberlerithe newsşeyin(of) whatolduklarıthey usedonunlaat italay edip duruyor(lar)(to) mock
🇹🇷 26:6 Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.
bakmadılar mı?Do notgörürlerthey seeyeryüzüneatyeryüzüthe earth kaçhow manybitirmişizdirWe producedoradain itçeşittenofhereveryçiftikindgüzelnoble
🇹🇷 26:7 Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.
şüphesizIndeedvardırinbundathatbir ibretsurely (is) a signama yinebut notdeğillerdirareçoklarımost of theminanıcıbelievers
🇹🇷 26:8 Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.
ve şüphesizAnd indeedRabbinyour Lordişte Osurely, Heüstündür(is) the All-Mightymerhamet edendirthe Most Merciful
🇹🇷 26:9 Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.
haniAnd whenseslenmiştiyour Lord calledRabbinyour Lord calledMusa'yaMusadiye[that]gitGokavmine(to) the peoplezalimler(who are) wrongdoers
🇹🇷 26:10 Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.
kavmine(The) peopleFir'avn'ın(of) Firaunonlar korunmayacaklar mı?Will notkorkarlarthey fear
🇹🇷 26:11 "Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"
(Musa) dediHe saidRabbimMy Lordşüphesiz benIndeed, Ikorkuyorum[I] feardiyethatbeni yalanlayacaklarthey will deny me
🇹🇷 26:12 (Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."
ve daralıyorAnd straitensgöğsümmy breastveand notaçılmıyorexpresses welldilimmy tongueonun için elçilik verso sendHarun'a daforHarunHarun
🇹🇷 26:13 "Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."
ve onların varAnd they havebana yükledikleriagainst mebir suça crimekorkuyorumso I feardiyethatbeni öldüreceklerthey will kill me
🇹🇷 26:14 "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."
(Allah) dediHe saidhayırNayikiniz de gidingo both of youayetlerimizlewith Our Signsşüphesiz bizIndeed, Wesizinle beraberiz(are) with youdinliyoruzlistening
🇹🇷 26:15 (Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."
gidin ikinizSo go both of youFir'avn'e(to) Firaunve deyin kiand saygerçekten biz'Indeed, weelçisiyiz(are the) MessengerRabbinin(of the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 26:16 "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
gönder[That]göndersendbizimle beraberwith usoğullarını(the) Children of Israel.'İsrail(the) Children of Israel.'
🇹🇷 26:17 İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."
(Fir'avn) dedi kiHe saidbiz seni yetiştirmedik mi?Did notseni yetiştirmedik miwe bring you upiçimizdenamong usbir çocuk olarak(as) a childve kalmadın mı?and you remainedaramızdaamong usömründenofhayatınyour lifenice yıllaryears
🇹🇷 26:18 "Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
ve yaptınAnd you didyaptığınyour deedo (kötü) işiwhichyaptınızyou didve senand younankörlerden(sin)(were) ofnankörthe ungrateful
🇹🇷 26:19 "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"