(Musa) dediHe saidonu yaptığımI did itzamanwhenbenIdalalette idim(was) ofsapmış olanlarthose who are astray
🇹🇷 26:20 Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım."
kaçtımSo I fledaranızdanfrom yousizden korkuncawhensizden korktumI feared yousonra verdiBut grantedbanato meRabbimmy Lordhükümdarlıkjudgmentve beni yaptıand made meelçilerdenofelçilerthe Messengers
🇹🇷 26:21 "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."
ve işteAnd thisni'met(is the) favorkaktığınwith which you reproachbaşıma[on] me(yüzündendir)thatköle yapmanyou have enslavedoğullarını(the) Children of Israelİsrail(the) Children of Israel
🇹🇷 26:22 "O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "
dedi kiFiraun saidFir'avnFiraun saidnedir?And whatRabbi(is the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 26:23 Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?"
dedi kiHe saidRabbidirLordgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve olanlarınand whateverikisi arasında(is) between themeğerifisenizyou (should) begerçekten inanan kimselerconvinced
🇹🇷 26:24 Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."
(Fir'avn) dediHe saidkimselereto thoseçevresinde bulunanaround himişitiyor musunuz?Do notişitirsinizyou hear
🇹🇷 26:25 (Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
(Musa) dediHe saidsizin RabbinizdirYour Lordve Rabbidirand (the) Lordatalarınızın(of) your forefathersönceki(of) your forefathers
🇹🇷 26:26 Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir."
(Fir'avn) dediHe saidşüphesizIndeedelçinizyour Messengergönderilenwhogönderildihas been sentsizeto youmutlaka delidir(is) surely mad
🇹🇷 26:27 (Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
(Musa) dediHe saidRabbidirLorddoğunun(of) the eastve batınınand the westve olanlarınand whateverbunlar arasında(is) between themeğerifisenizyou weredüşünüyor(to) reason
🇹🇷 26:28 Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."
(Fir'avn) dediHe saidandolsun ki eğerIfedinirsenyou takebir tanrıa godbenden başkaother than meseni mutlaka yapacağımI will surely make youzindana atılanlardanamonghapsedilenlerthose imprisoned
🇹🇷 26:29 Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi.
(Musa) dediHe saidsana getirsem de mi?Even ifsize getiririmI bring youbir şeysomethingapaçıkmanifest
🇹🇷 26:30 Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
(Fir'avn) dediHe saidgetirThen bringonuiteğerifisenyou aredoğrulardanofdoğru söyleyenlerthe truthful
🇹🇷 26:31 Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi.
sonra attıSo he threwasasınıhis staffbir de (baktılar ki)and beholdoItbir ejderha(was) a serpentapaçıkmanifest
🇹🇷 26:32 Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
ve çıkardıAnd he drew outelinihis handişteand beholdo (da)Itparıl parıl parlıyor(du)(was) whitebakanlarafor the observers
🇹🇷 26:33 Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
(Fir'avn) dediHe saidileri gelenlereto the chiefsçevresindekiaround himşüphesizIndeedbuthisbir büyücüdür(is) surely a magicianbilenlearned
🇹🇷 26:34 Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"
istiyorHe wantssizi çıkarmaktosizi çıkarırlardrive you outtoprağınızdanfromyurdunuzyour landbüyüsüyleby his magico halde ne?so whatbuyurursunuz(do) you advise
🇹🇷 26:35 "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
dediler kiThey saidonu bekletPostpone himve kardeşiniand his brotherve gönderand sendkentlereinşehirlerthe citiestoplayıcılargatherers
🇹🇷 26:36 Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder."
sana getirsinlerThey (will) bring to youbütüneverybüyücülerimagicianbilginlearned
🇹🇷 26:37 "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
ve bir araya getirildiSo were assembledbüyücülerthe magiciansbelirlenen vaktindefor (the) appointmentbir günün(on) a daybelliwell-known
🇹🇷 26:38 Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
ve denildiAnd it was saidhalka dato the peoplemusunuz?Willsiz deyoutoplanıyorassemble
🇹🇷 26:39 Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.
Mahmoud Khalil Al-Husary