zamanAnd whensize dokunduğutouches youbir sıkıntıthe hardshipdenizdeindenizthe seakaybolurlostbütün yalvardıklarınız(are) whoçağırırsınızyou callbaşkaexceptO'ndanHim Alonefakat (O)But whensizi kurtarıp çıkarıncaHe delivers youkarayatoyerthe landyine yüz çevirirsinizyou turn awaygerçektenAnd isinsanmannankördürungrateful
🇹🇷 17:67 Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
emin misiniz?Do you then feel securebatırmayacağındanthat (not)yere batırırHe will cause to swallowsiziyouters çeviripsidekarayı(of) the landyahutorgöndermeyeceğindensendüzerinizeagainst youtaşlar savuran bir kasırgaa storm of stonessonraThenbulamazsınıznotbulursunyou will findkendinizefor youbir koruyucua guardian
🇹🇷 17:68 (Denizden karaya çıktığınızda) O'nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga gördermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.
yoksaOremin misiniz?do you feel securesizi gönderipthat (not)sizi geri döndürecekHe will send you backorayainto itbir kez dahaanother timebir kez dahaanother timesalarakand sendüstünüzeupon youbir fırtınaa hurricanekırıp geçirenofrüzgârthe windve sizi boğmayacağındanand drown youdolayıbecauseinkar ettiğinizdenyou disbelievedO zamanThenbulamazsınıznotbulursunyou will findkendinizefor youbize karşıagainst Usonuthereinizleyip koruyacak birinian avenger
🇹🇷 17:69 Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız.
ve andolsunAnd certainlybiz çok ikram ettikWe have honoredoğullarına(the) children of AdamAdem(the) children of Adamve onları taşıdıkand We carried themkaradaonyerthe landve denizdeand the seave onları besledikand We have provided themgüzel rızıklarlaoftemiz şeylerthe good thingsve onları üstün kıldıkand We preferred themüzerineoverbir çoğumanyyarattıklarımızınof those whomyarattıkWe have createdtam bir üstünlükle(with) preference
🇹🇷 17:70 Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
gün(The) DayçağırdığımızWe will callherallmilletihuman beingsimamıylawith their recordkimlerinthen whoeververilirseis givenKitabıhis recordsağındanin his right handişte onlarthen thoseokurlarwill readKitaplarınıtheir recordsveand nothaksızlığa uğratılmazlarthey will be wrongeden ufak(even as much as) a hair on a date seed
🇹🇷 17:71 Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.
ve kimseAnd whoeverolanisşu (dünyada)inbu (dünya)this (world)körblindothen heahirette deinahiretthe Hereafterkördür(will be) blindve daha da sapıktırand more astrayyolu(from the) path
🇹🇷 17:72 Her kim bu dünyada (manen) kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır.
ve eğerAnd indeedaz daha onlarthey were about (to)seni kandıracaklardıtempt you awayvahyettiğimizdenfromo şey kithat whichvahyettikWe revealedsanato youiftira atman içinthat you inventüstümüzeabout Usondan başkasınıother (than) itişte o zamanAnd thenseni edinirlerdisurely they would take youdost(as) a friend
🇹🇷 17:73 (Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.
eğer olmasaydıkAnd if notbiz seni sağlamlaştırmış[that]seni sağlamlaştırmıştıkWe (had) strengthened yougerçektencertainlyneredeyseyou almostyanaşacaktın(would) have inclinedonlarato thembir parça(in) somethingaz bira little
🇹🇷 17:74 Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.
o takdirdeThensana taddırırdıkWe (would) have made you tastekat katdoublehayatı(in) the lifeve kat katand doubleölümü(after) the deathsonraThenbulamazdınnotbulurdunyou (would) have foundkendinefor youbize karşıagainst Usbir yardımcıany helper
🇹🇷 17:75 O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.
Mahmoud Khalil Al-Husary