☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve yokturAnd notbizi alıkoyanstopped UsgöndermektenthatgönderirizWe sendayetler (mu'cizeler)the Signsdışındaexceptyalanlamalarıthatyalanladılardenied(onları)themevvelkilerinthe former (people)ve verdikAnd We gaveSemud'aThamuddişi deveyithe she-camelaçık bir mu'cize olarak(as) a visible signo zulmetmelerine sebeb oldubut they wrongedonlaraherveAnd notbiz göndermeyizWe sendmu'cizelerithe Signsdışındaexceptkorkutmak(as) a warning
🇹🇷 17:59 Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd'a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.
bir zamanAnd whendemiştikWe saidsanato youşüphesizIndeedRabbinyour Lordkuşatmıştırhas encompassedinsanlarıthe mankindbiz yapmadıkAnd notyaptıkWe maderü'yayıthe visionsana gösterdiğimizwhichsana gösterdikWe showed youbaşka bir şeyexceptsınama (aracı)(as) a trialinsanlar içinfor mankindve ağacıand the treela'netlenmişthe accursedKur'an'dainKur'anthe Quranbiz onları korkutuyoruzAnd We threaten themfakatbut notartırmıyorit increases thembaşkasınıexceptazgınlıklarından(in) transgressiondaha da fazlagreat
🇹🇷 17:60 Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.
bir zamanAnd whendemiştikWe saidmeleklereto the Angelssecde edinProstrateAdem'eto Adamsecde ettilerSo they prostrateddışındaexceptİblisIblisdediHe saidben mi secde edeceğim?Shall I prostratekimseyeto (one) whomyarattığınYou createdçamur olarak(from) clay
🇹🇷 17:61 (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Âdem'e secde edin" demiştik. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?" demişti.
dediHe saidgördün mü?Do You seeşuthisüstün yaptığınıwhomüstün kıldınYou have honoredbendenabove meandolsun eğerIfbeni ertelersenYou give me respitekadartillgününe(the) Daykıyamet(of) the Resurrectionhakimiyetime alacağımI will surely destroyonun zürriyetinihis offspringhariçexceptpek azıa few
🇹🇷 17:62 (Yine İblis) dedi ki: "Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım."
(Allah) dedi kiHe saidgitGokimand whoeversana uyarsafollows youonlardanamong themşüphesizthen indeedcehennemdirHellcezanız(is) your recompense bir cezaa recompensemükemmelample
🇹🇷 17:63 Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. "
yerinden oynatAnd incitekimseyiwhoevergücünün yettiğiyou canonlardanamong themsesinlewith your voiceve yaygarayı basand assaultonların üzerine[on] thematlılarınlawith your cavalryve yayalarınlaand infantryve onlara ortak oland be a partnermallardainmalthe wealthve evladlardaand the childrenve onlara va'dler yapand promise themonlara va'detmezAnd notonlara vadederpromises themşeytanthe Shaitaanbaşka bir şeyexceptaldatıştandelusion
🇹🇷 17:64 "Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.
şüphesizIndeedbenim kullarımaMy slavesyokturnotseninfor youonların üzerindeover thembir gücünany authorityve yeterAnd sufficientRabbin(is) your Lordvekil olarak(as) a Guardian
🇹🇷 17:65 Doğrusu benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.
RabbinizYour LordO'dur ki(is) the One Whoyürütürdrivessizefor yougemilerithe shipdenizdeindenizthe sea(payınızı) aramanız içinthat you may seeklutfundanofO'nun lütfuHis Bountydoğrsu OIndeed, Hesizeissanato youçok acırEver Merciful
🇹🇷 17:66 Rabbiniz, lütfundan nasib arayasınız diye, sizin için denizde gemileri yürüten kudret sahibidir. Şüphesiz O, size çok merhametlidir.