☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
zamanAnd whendöndü(ğü)returnedMusaMusakavminetokavmihis people kızgınangryve üzgün bir haldeand grieveddedihe saidne kötü işler yaptınız?Evil is whatarkamdanyou have done in my placebenden sonrafrombenden sonraafter meacele mi ettiniz?Were you impatientemrini (beklemeyip)(over the) matterRabbinizin(of) your Lordve yere attıAnd he cast downlevhalarıthe tabletsve tuttuand seizedbaşınıby headkardeşininhis brotherçekmeye başladıdragging himkendine doğruto himself(Kardeşi) dediHe saidoğluO sonanamın(of) my mothergerçektenIndeedbu insanlarthe peoplebeni hırpaladılarconsidered me weakve az dahaand were about tobeni öldürüyorlardıkill megüldürmeSo (let) notsevinirlerrejoiceüstümeover medüşmanlarıthe enemiesaslaand (do) notbeni tutmaplace meberaberwithbu kavimlethe peoplezalim(who are) wrongdoing
🇹🇷 7:150 Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndüğünde şöyle dedi: "Bana arkamdan ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle dönüşümü beklemeden acele mi ettiniz?" Elindeki levhaları bıraktı ve kardeşi Harun'u başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Harun, "Ey anamın oğlu!" dedi, "inan ki, bu kavim beni güçsüz buldu, az daha beni öldürüyorlardı, sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma."
(Musa) dediHe saidRabbimO my LordbağışlaForgivebenimeve kardeşimiand my brotherve bizi sokand admit usiçineintorahmetininYour Mercyve sensinfor Youen merhametlisi(are) the Most Mercifulmerhametlilerin(of) the merciful
🇹🇷 7:151 Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi rahmetinin içine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin."
muhakkakIndeedkimselerethose who(tanrı diye) benimseyenleretookbuzağıyıthe calferişecektirwill reach thembir öfkewrathRablerindenfromRableritheir Lordve bir alçaklıkand humiliationhayatındainhayatthe lifedünya(of) the worldişte biz böyleAnd thuscezalandırırızWe recompenseiftiracılarıthe ones who invent (falsehood)
🇹🇷 7:152 Şüphesiz o buzağıyı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap, dünya hayatında iken de bir zillet erişecektir. İşte biz, iftiracıları böyle cezalandırırız.
onlar kiAnd those whoyaptıktandokötülüklerthe evil deedssonrathentevbe ettilerrepentedardındanfromondan sonraafter thatve iman ettilerand believedmuhakkak kiindeedRabbinyour Lordondan sonrafromondan sonraafter thatelbette bağışlayandır(is) surely Oft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 7:153 O kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir.
ve ne zaman kiAnd whendinincewas calmedMusa'nınfromMusaMusaöfkesithe angeraldıhe took (up)levhalarıthe tabletsve vardıand inonlardaki yazıdatheir inscriptionyol gösterme(was) guidanceve rahmetand mercyiçinfor those whoonlar[they]Rablerindenof their Lordkorkanlar(are) fearful
🇹🇷 7:154 Musa'nın öfkesi geçince levhaları aldı. Onlardaki yazıda, ancak Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve rahmet vardı.
ve seçtiAnd choseMusaMusakavminden(from) his peopleyetmişseventyadammenbizimle buluşma vakti içinfor Our appointmentne zaman kiThen whenonları yakalayıncaseized themsarsıntıthe earthquake(Musa) dedi kihe saidRabbimO my LordşayetIfdileseydinyou (had) willedbunları da helak ederdinYou (could) have destroyed themdaha öncefromöncebeforeve beni deand mebizi helak mı edeceksin?Would You destroy usötürüfor whatyaptıklarındandidbazı beyinsizlerinthe foolishiçimizdenamong usbu (iş)Noto idiit (was)başka bir şey değildirbutsenin imtihanındanYour trialşaşırtırsınYou let go astrayonunlaby itdilediğiniwhomdilersinYou willve yol gösterirsinand You guidedilediğinewhomdilersinYou willsenYoubizim velimizsin(are) our Protectorbağışlaso forgivebiziusve bize acıand have mercy upon usve senand Youen iyisisin(are) Bestbağışlayanların(of) Forgivers
🇹🇷 7:155 Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısın."