☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dedi kiHe saidEy MusaO Musaşüphesiz benIndeed, Iseni seçtimhave chosen youüzeineoverinsanlarthe peoplemesajlarımlawith My Messagesve konuşmamlaand with My wordsalSo takeşeyiwhatsana verdiğimI have given youve oland beşükredenlerdenamongşükredenlerthe grateful
🇹🇷 7:144 Allah buyurdu: Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Sana verdiğime sıkı sarıl ve şükredenlerden ol!
ve yazdıkAnd We ordained (laws)O'nun (Musa) içinfor himlevhalarainlevhalarthe tablets ne varsaofhereveryşeyithingöğüte dairan instructionve açıklamasına dairand explanationherfor everyşeyinthingbunları tutSo take themkuvvetlewith firmnessve emretand orderkavmineyour peopletutsunlar(to) takebunların en güzelini(the) best of itsize göstereceğimI will show youyurdunu(the) homeyoldan çıkmışların(of) the defiantly disobedient
🇹🇷 7:145 Ve onun için o levhalarda her şeyden yazdık, nasihat ve hükümlerin ayrıntılarına ait herşeyi (belirttik). Haydi bunlara sıkı sarıl, kavmine de emret, onlar da en güzeline sarılsınlar. Size yakında o fasıkların yurdunu göstereceğim.
uzaklaştıracağımI will turn awayayetlerimdenfromayetlerimMy Signskimselerithose whobüyüklenenleriare arrogantyeryüzündeinyeryüzüthe eartholmaksızınwithouthak[the] rightve eğerand ifonlar görselerthey seehereveryayetisignyine inanmazlarnotiman ederler mi(will) they believeonain itve eğerAnd ifgörselerthey seeyolu(the) waydoğru(of) the righteousnessonu edinmezlernotonu alırlar mı(will) they take ityol(as) a wayama eğerbut ifgörselerthey seeyolunu(the) wayazgınlık(of) [the] erroronu edinirlerthey will take ityol(as) a wayöyleThatçünkü onlar(is) because theyyalanladılardeniedayetlerimiziOur Signsve oldularand they wereonlarıof themumursamazheedless
🇹🇷 7:146 Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimizi anlamaktan uzak tutacağım. Onlar ki, bütün âyetlerimizi görseler de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler de o yolu tutup gitmezler. Eğer sapıklık yolunu görürlerse tutar onu izlerler. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmeyi âdet edinmişler ve onlardan hep gafil olagelmişlerdir.
ve kimselerinAnd those whoyalanlayanlarındeniedayetlerimiziOur Signsve kavuşmayıand (the) meetingahirete(of) the Hereafter boşa çıkmıştırworthlesseylemleri(are) their deedsonlar ceza mı görüyorlar?Willcezalandırılmalarıthey be recompenseddışındaexceptşeyler ile(for) whatolduklarıthey used toyapıyordo
🇹🇷 7:147 Âyetlerimizi ve ahiretteki karşılaşmayı inkâr edenlerin amelleri hepten boşa gitmiştir. Çekecekleri ceza kendi yaptıklarından başkası mı olacaktır?
ve benimsedilerAnd tookkavmi(the) peopleMusa'nın(of) Musakendisinden sonrafromondan sonraafter himzinetlerinden yapılmışfromsüs eşyalarıtheir ornamentsbir buzağıa calf heykelinian imagevardı onun[for] itböğürmesi(had) a lowing soundgörmediler mi kiDid notgörürlerthey seeothat itne kendilerine söz söylüyor(could) notonlarla konuşmaspeak to themne de onlara gösteriyorand notonlara yol gösterirguide thembir yol(to) a wayonu benimsedilerThey took it (for worship)ve oldularand they werezalimler(den)wrongdoers
🇹🇷 7:148 Musa'nın arkasından kavmi, tutmuş süs takılarından böğüren bir buzağı heykeli edinmişlerdi. O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi? Fakat yine de onu tanrı edindiler ve zalimlerden oldular.
ne zaman kiAnd whendüşürüldü(it was made to) fallarasınainto(başları) ellerinintheir handsve gör(üp anla)dılarand they sawkendilerininthat theygerçekten(had) indeedsapmış olduklarınıgone astraydediler kithey saideğerIfbize acımazsanotbize merhamet ederhas Mercy on usRabbimizOur Lordve bağışlamazsaand forgivebizi[for] uselbette oluruzwe will surely beziyana uğrayanlardanamonghüsrana uğrayanlarthe losers
🇹🇷 7:149 Ne zaman ki, ellerine kırağı düşürüldü (yaptıklarına pişman oldular), o zaman sapıtmış olduklarını gördüler. "Yemin olsun ki; eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, muhakkak biz kötü akıbete düşenlerden olacağız." dediler.