ve yazAnd ordainbizefor usbuinbuthisdünyada[the] worldiyilikgoodveand inahirettethe HereafterbizIndeed, weyöneldikwe have turnedsanato You(Alah) buyurdu kiHe saidazabımaMy punishment uğratırımI afflictonuwith itkimseyiwhomdilediğimI willve rahmetim isebut My Mercykaplamıştırencompasseshereveryşeyithingonu yazacağımSo I will ordain itkimselerefor those whokorunanlara(are) righteousve verenlereand givezekatızakahve kimselereand those whoonlar[they]ayetlerimizein Our Versesinanıyorlarthey believe
🇹🇷 7:156 "Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz gerçekten de tevbe edip senin hidayetine döndük." Buyurdu ki, azabım var, onu dilediğime isabet ettiririm, rahmetim de vardır, o ise her şeyi kaplamış ve kuşatmıştır. Onu da özellikle korunanlara, zekatını verenlere ve âyetlerimize inananlara mahsus kılacağım.
onlar kiThose whouyarlarfollowo Elçi'yethe Messengero Peygamber'ethe Prophetümmithe unletteredbulduklarıwhomonu bulurlarthey find himyazılıwrittenyanlarındawith themTevratinTevratthe Tauratve İncil'deand the Injeelkendilerine emredenHe commands themiyiliğito the rightve kendilerini menedenand forbids themkötülüktenfromzulümthe wrongve helal kılanand he makes lawfulonlarafor themgüzel şeylerithe pure thingsve haram kılanand makes unlawfulonlarafor themçirkin şeylerithe impure thingsve kaldırıp atanand he relievesonlardanfrom themağırlıklarıtheir burdenve prangalarıand the fettersöyle kiwhichidilerwereonların üzerindeupon themartık onlarSo those whoinananlarbelieveO'nain himve O'na saygı gösterenlerand honor himve O'na yardım edenlerand help himve uyanlarand follownurathe lightindirilenwhichindirildihas been sent downO'nunla beraberwith him işteThose (are)onlar[they]felaha erenlerdirthe successful ones
🇹🇷 7:157 Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.
de kiSayEyOinsanlarmankindmuhakkak benIndeed I amElçisiyim(the) MessengerAllah'ın(of) Allahsizinto youhepinizeallonundurthe Onekimin içinfor Whommülkü(is the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptkendisindenHimyaşatırHe gives lifeve öldürürand causes deathgelin inanınSo believeAllah'ain Allahve O'nun Elçisineand His Messengerpeygamberithe Prophetümmithe unletteredki othe one whoinanmaktadırbelievesAllah'ain Allahve O'nun sözlerineand His WordsO'na uyun kiand follow himbelkiso that you maydoğru yolu bulursunuz(be) guided
🇹🇷 7:158 De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.
veAnd amongkavminden(the) peopleMusa'nın(of) Musabir topluluk vardır(is) a communityhakka götüren(which) guidesdoğruluklawith truthve onunlaand by itadalet yapanestablishes justice
🇹🇷 7:159 Musa'nın kavminden doğru yolu gösteren ve doğrulukla adalet yapan bir topluluk da vardı.
Mahmoud Khalil Al-Husary