sebebiyleThen because ofbozmalarıtheir breakingsözlerini(of) their covenantve inkar etmeleriand their disbeliefayetleriniin (the) SignsAllah'ın(of) Allahve öldürmeleriand their killingpeygamberleri(of) the Prophetsyerewithouthaksızany rightve demeleri(nden ötürü)and their sayingkalblerimizOur heartskılıflıdır(are) wrappedhayır fakat'Naymühürlemiştir(has) set a sealAllahAllahüzerinion their (hearts)inkarlarından ötürüfor their disbeliefartık inanmazlarso notiman ederlerthey believeancakexceptpek aza few
🇹🇷 4:155 Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar.
ve küfürlerinden (ötürü)And for their disbeliefve sözlerindenand their sayingkarşıagainstMeryem'eMaryambir iftiraa slanderbüyükgreat
🇹🇷 4:156 (Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de İsa'yı) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.
ve demelerinden (ötürü)And for their sayingelbetteIndeed, webiz öldürdükkilledMesih'ithe MessiahÎsaIsaoğlusonMeryem(of) Maryamelçisi(the) MessengerAllah'ın(of) AllahoysaAnd notonu öldürmedilerthey killed himveand notasmadılarthey crucified himfakatbutbenzer gösterildiit was made to appear (so)kendilerineto themve şüphesizAnd indeedayrılığa düşenlerthose whoayrılığa düşerlerdifferonun hakkındain itiçindedirler(are) surely intam bir kuşkudoubtondan yanaabout ityokturNotonlarınfor themo husustaabout ithiç[of]bilgileri(any) knowledgesadeceexceptuyuyorlar(the) followingzanna(of) assumptiononu öldürmedilerAnd notonu öldürdülerthey killed himyakinencertainly
🇹🇷 4:157 Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.
hayırNayonu yükselttihe was raisedAllah(by) Allahkendisinetowards HimveAnd isAllahAllahdaima üstündürAll-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 4:158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, aziz (daima üstün)dir, hikmet sahibidir.
ve andolsunAnd (there is) nother birifromehlinin(the) PeopleKitap(of) the Bookancakbutmutlaka inanacaktırsurely he believesonain himöncebeforeölümündenhis deathgünü deAnd (on the) Daykıyamet(of) the ResurrectionO olacaktırhe will beonların aleyhineagainst themşahida witness
🇹🇷 4:159 Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölmeden önce ona (İsa'ya) iman etmiş olmasın. Kıyamet gününde o, onlara şahitlik edecektir.
zulümlerinden dolayıThen for (the) wrongdoingolanlarınofonlar kithose whoyahudilerinwere JewsyasakladıkWe made unlawfulonlarafor themtemiz ve hoş şeylerigood thingshelal kılınmışwhich had been lawfulkendilerinefor themve çevirmelerinden dolayıand for their hinderingyolundanfromyol(the) wayAllah(of) Allah çoklarınımany
🇹🇷 4:160 Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.
ve almalarından ötürüAnd for their takingriba(of) [the] usuryrağmenwhile certainlymenedilmelerinethey were forbiddenondanfrom itve yemelerinden ötürüand (for) their consumingmallarınıwealthinsanların(of) the peoplehaksız yerewrongfullyve hazırladıkAnd We have preparedinkar edenlerefor the disbelieversiçlerindenamong thembir azaba punishmentacıpainful
🇹🇷 4:161 Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.
fakatButderinleşmiş olanlarthe ones who are firmilimdeinilimthe knowledgeiçlerindenamong themve mü'minlerand the believersinanırlarbelieveşeyein whatindirilen(is) revealedsanato youve şeyeand whatindirilenwas revealedsenden öncefromsenden öncebefore youO kılanlarAnd the ones who establishnamazıthe prayerverenlerand the ones who givezekatıthe zakahinananlar var yaand the ones who believeAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Last işte onlarathosevereceğizWe will give thembir mükafata rewardbüyükgreat
🇹🇷 4:162 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.
Mahmoud Khalil Al-Husary