sevmez(Does) notseverlerloveAllahAllahaçıkçathe public mentionkötüof [the] evilsöz söylenmesini[of]kelimeler[the] wordsdışındaexceptkendisine(by the one) whohaksızlık edilenhas been wrongeddoğrusu AllahAnd isAllahAllahişitendirAll-HearingbilendirAll-Knowing
🇹🇷 4:148 Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.
eğerIfaçığa vurursanızyou disclosebir iyiliğia goodveyaoronu gizlersenizyou conceal ityahutoraffedersenizpardonbir kötülüğü[of]bir kötülükan evil(bilin ki) şüphesizthen indeedAllah daAllahaffedicidirisçok affedenOft-PardoninggüçlüdürAll-Powerful
🇹🇷 4:149 Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir.
şüphesizIndeedokimseler kithose whoinkar ederlerdisbelieveAllah'ıin Allahve elçilerini;and His Messengersve isterlerand they wishayırmakthatayrım yaparlarthey differentiatearasınıbetweenAllahAllahile elçilerininand His Messengersve derlerand they sayinanırızWe believekiminein someve inkar ederizand we disbelievekiminiin othersve isterlerAnd they wishtutmakthatedinirlerthey takearasındabetweenbunun (ikisinin)thatbir yola way
🇹🇷 4:150 Onlar, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterler.
işteThose onlartheykafirlerdir(are) the disbelieversgerçektrulybiz de hazırlamışızdırAnd We have preparedkafirlerefor the disbelieversbir azaba punishmentalçaltıcıhumiliating
🇹🇷 4:151 İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır.
ve onlar kiAnd those whoinandılarbelieveAllah'ain Allahve elçilerineand His Messengersveand notayırım yapmadılarthey differentiatearasındabetweenhiçbiri(any) oneonlardanof themişte (Allah)those pek yakındasoonverecektirHe will give themonların da mükafatlarınıtheir rewardveAnd isAllahAllahçok bağışlayandırOft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 4:152 Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
senden istiyorlarAsk youehli(the) PeopleKitap(of) the Bookindirmenithatindirirsinyou bring downkendilerineto thembir Kitapa bookgöktenfromgökthe heavenmuhakkakThen indeedistemişlerthey (had) askedMusa'danMusadaha büyüğünügreaterbundanthanşuthatdemişlerdifor they saidbize gösterShow usAllah'ıAllahaçıkçamanifestlyderhal onları yakalamıştıso struck themyıldırım gürültüsüthe thunderbolthaksızlıklarından dolayıfor their wrongdoingsonraThentutmuşlardıthey tookbuzağıyı (tanrı)the calf (for worship)sonrafromsonraafterkendilerine geldikken[what]onlara geldicame to themaçık delillerthe clear proofsvazgeçtikthen We forgave thembundan daforşuthatve verdikAnd We gaveMusa'yaMusabir yetkian authorityaçıkclear
🇹🇷 4:153 Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.
ve kaldırdıkAnd We raisedüzerlerineover themTur'uthe mountsöz vermeleri içinfor their covenantve dedikand We saidonlarato themgirinEnterkapıdanthe gatesecde ederekprostratingve dedikAnd We saidonlarato themçiğnemeyin(Do) nothaddi aşarlartransgresscumartesi(yasakları)nıincumartesithe Sabbathve aldıkAnd We tookonlardanfrom thembir söza covenantsağlamsolemn
🇹🇷 4:154 Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.
Mahmoud Khalil Al-Husary