بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
incire andolsunBy the figve zeytineand the olive
🇹🇷 95:1 Tîn'e ve Zeytun'a,
ve dağınaAnd (the) MountsinaSinai
🇹🇷 95:2 Sina dağına
ve buAnd thisŞehre (andolsun)[the] citygüvenli[the] secure
🇹🇷 95:3 Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,
andolsunIndeedbiz yarattıkWe createdinsanımanen güzelinen güzeli(the) bestbiçimdemould
🇹🇷 95:4 Biz insanı en güzel biçimde yarattık.
sonraThenonu çevirdikWe returned himaşağıların(to the) lowestaşağısına(of the) low
🇹🇷 95:5 Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.
yalnız hariçExceptkimselerthose whoinanan(lar)believeve yapanlarand doiyi işlerrighteous deedsonlar için vardırthen for thembir mükafat(is a) rewardolmayanneverkesintisiending
🇹🇷 95:6 Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ecir vardır.
nedir?Then whatsana yalanlatancauses you to denybundan sonraafter (this)dinithe judgment
🇹🇷 95:7 O halde sana dini ne yalanlatır?
değil midir?Is notAllahAllahen iyi hüküm vereni(the) Most Justhüküm verenlerin(of) the Judges
🇹🇷 95:8 Allah, hakimlerin hakimi değil mi?
Mahmoud Khalil Al-Husary