بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
eyO youörtüsüne bürünenwho wraps himself
🇹🇷 73:1 Ey örtünen! (Peygamber)
kalkStandgeceleyin(in) the nightyalnızexceptbirazındaa little
🇹🇷 73:2 Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).
onun yarısındaHalf of ityahutoreksiltlessenbundanfrom itbiraza little
🇹🇷 73:3 Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.
veyaOrartıraddbunuto itve okuand reciteKur'anthe Quranağır ağır(with) measured rhythmic recitation
🇹🇷 73:4 Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.
doğrusu bizIndeed, Webırakacağızwill castsenin üzerineupon youbir söza Wordağırheavy
🇹🇷 73:5 Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).
gerçektenIndeedkalkmak(the) risinggece(at) the nightoitdaha(is) very hardtesirlidirand most potentve daha sağlamdırand more suitablesöz(ler)(for) Word
🇹🇷 73:6 Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.
çünküIndeedsenin vardırfor yougündüzdeingündüzthe dayuğraşacağın şeyler(is) occupationuzun süreprolonged
🇹🇷 73:7 Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.
ve anAnd rememberadını(the) nameRabbinin(of) your Lordve yöneland devote yourselfO'nato Himbütün gönlünle(with) devotion
🇹🇷 73:8 Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.
Rabbidir(The) Lorddoğunun(of) the eastve batınınand the westyoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimyalnız O'nu edinso take Himvekil(as) Disposer of Affairs
🇹🇷 73:9 O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.
sabretAnd be patientşeylereovernewhatonların dediklerithey sayve onlardan ayrıland avoid thembir ayrılışlaan avoidancegüzelgracious
🇹🇷 73:10 Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.
beni yalnız bırakAnd leave Meve yalanlayıcılarıand the denierssahibipossessorsni'met(of) the easeve onlara mühlet verand allow them respite biraza little
🇹🇷 73:11 O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.
doğrusuIndeedbizim yanımızda vardırwith Usbukağılar(are) shacklesve cehennemand burning fire
🇹🇷 73:12 Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.
ve bir yiyecekAnd foodboğazı tırmalayanthatboğazda takılırchokesve bir azaband a punishmentacı verenpainful
🇹🇷 73:13 Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.
o gün(On the) Daysarsılırwill quakeyerthe earthve dağlarand the mountainsve olurand will becomedağlarthe mountainskum yığınlarıa heap of sanddağılanpouring down
🇹🇷 73:14 O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.
doğrusu bizIndeed, Wegönderdik[We] have sentsizeto youbir elçia Messengertanıklık edecek(as) a witnessaleyhinizeupon yougibiasgönderdiğimizWe sentFir'avn'atoFiravunFiraunbir elçia Messenger
🇹🇷 73:15 Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.
karşı geldiBut disobeyedFir'avnFiraunelçiyethe Messengerbiz de onu yakaladıkso We seized himbir yakalayışla(with) a seizureağırruinous
🇹🇷 73:16 Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
peki nasıl?Then howkendinizi kurtaracaksınızwill you guard yourselveseğerifinkar edersenizyou disbelieveo gündena Dayyapan(that) will makeçocuklarıthe childrenihtiyargray-haired
🇹🇷 73:17 Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?
gökThe heavenyarılır(will) break apartonun sebebiyletherefromolmuşturisO'nun va'diHis Promisemutlaka yapılmıştırto be fulfilled
🇹🇷 73:18 O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.
şüphesizIndeedbuthisbir öğüttür(is) a Reminderkimsethen whoeverdileyenwillstutar(let him) takevarantoRabbinehis Lordbir yola way
🇹🇷 73:19 İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
şüphesizIndeedRabbinyour Lordbiliyorknowsseninthat youkalktığınıstanddaha azında(a little) lessüçte ikisindenthanüçte ikitwo-thirdsgecenin(of) the nightve yarısındaand half of itve onun üçte birindeand a third of itbir topluluğun daand (so do) a groupbulunanlardanofonlar kithose whoseninle beraber(are) with youve AllahAnd Allahtakdir ederdeterminesgeceyithe nightve gündüzüand the daybildiHe knowsaslathatdeğilnotsizin onu sayamayacağınızıyou count itbu yüzden affettiso He has turnedsizito youartık okuyunso reciteşeyiwhatkolayınıza gelenis easyKur'andanofKur'anthe QuranbilmiştirHe knowsbulunacağınıthatolacakthere will beiçinizdenamong youhastalarsickve başka kimselerand othersgeziptravelingyeryüzündeinyerthe landarayanseekinglutfundanoflütuf(the) BountyAllah'ın(of) Allahve başka insanlarand otherssavaşanfightingyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahonun için okuyunSo reciteşeyiwhatkolayınıza gelenis easyO'ndanof itve kılınand establishnamazıthe prayerve verinand givezekatıthe zakahve borç verinand loanAllah'aAllahbir borçlaa loangüzelgoodlyveAnd whateververdikleriniziyou send forthkendiniz içinfor yourselveshayırdanofiyigoodbulacaksınızyou will find itkatındawithAllahAllahoItdaha hayırlıdır(will be) betterve daha büyüktürand greatermükafatça(in) rewardve mağfiret dileyinAnd seek forgivenessAllah'tan(of) AllahşüphesizIndeedAllahAllahçok bağışlayandır(is) Oft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 73:20 Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Mahmoud Khalil Al-Husary