ne oldu?And whatsizefor yousavaşmıyorsunuz(that) notsavaşırsınızyou fightyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahve zayıfand (for) those who are weak(uğrunda)amongerkeklerthe menve kadınlarand the womenve çocuklarand the childrenkimselerthose whodiyorlarsayRabbimizOur Lordbizi çıkartake us outşuofbuthiskentten[the] townzalim[the] oppressor(s)halkı(are) its peopleve verand appointbizefor uskatındanfromkendinYourselfbir koruyucua protectorve verand appointbizefor uskatındanfromkendinYourselfbir yardımcıa helper
🇹🇷 4:75 Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
kimselerThose whoinanan(lar)believesavaşırlarthey fightyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahve kimselerand thoseinkar eden(ler)who disbelievesavaşırlarthey fightyolundainyol(the) waytağut(of) the false deitieso halde savaşınSo fight (against)dostlarıyle(the) friendsşeytanın(of) the ShaitaanşüphesizIndeedhilesi(the) strategyşeytanın(of) the Shaitaanzayıftıriszayıfweak
🇹🇷 4:76 İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.
görmedin miHave notgördün müyou seenkimseleri[towards]onlar kithose whodenilen(leri)(when) it was saidkendilerineto them(savaştan) çekinRestrainelleriniziyour handsve kılınand establishnamazıthe prayerve verinand givezekatıthe zakahzamanThen whenyazılıdığıwas ordainedkendilerineon themsavaşthe fightinghementhenbir grupa groupiçlerindenof themkorkmaya başladılar[they] fearinsanlardanthe peoplekorkar gibias (they) fearAllah'tanAllahhattaordaha fazlamore intensekorkuylafearve dediler kiand they saidRabbimizOur Lordniçinwhyyazdınhave You ordainedbizeupon ussavaş[the] fightingkeşkeWhy notbizi erteleseydinYou postpone (it for) uskadartobir süreyea termyakınnearde kiSaygeçimiEnjoymentdünya(of) the worldazdır(is) littleve ahiretand the Hereafterdaha iyidir(is) betterkimse içinfor whoeverkorunanfears (Allah)size haksızlık edilmezand nothaksızlığa uğratılmazsınızyou will be wrongedkıl kadar(even as much as) a hair on a date-seed
🇹🇷 4:77 Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez."
neredeWhereverolsanızyou beyine sizi bulurwill overtake youölüm[the] deathve eğereven ifbulunsanızyou areiçindeinkalelertowerssağlamloftyve eğerAnd ifonlara erişirsebefalls thembir iyilikany goodderlerthey saybuThistarafındandır(is)-denfromAllahAllaheğerAnd ifonlara erişirsebefalls thembir kötülükany evilderlerthey saybuThissenin yüzündendir(is)sizden(from) youde kiSayhepsiAlltarafındandır(is)-denfromAllahAllahne oluyor kiSo what (is wrong)bu(with) thesetopluma[the] peopleyanaşmıyorlarnotgörünüyorlar mıdo they seemanlamaya(to) understandsözany statement
🇹🇷 4:78 Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu, Allahtandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?
şeyWhat(ever)sana gelenbefalls youherofiyilik(the) goodAllah'tandır(is) fromAllahAllahve şeyand whateversana gelenbefalls youherofkötülük(the) evilkendi(günahın yüzü)-ndendir(is) fromkendi(günahın yüzü)yourselfve seni gönderdikAnd We have sent youinsanlarafor the peopleelçi(as) a Messengerve yeterand is sufficientAllahAllahşahid olarak(as) a Witness
🇹🇷 4:79 (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
Mahmoud Khalil Al-Husary