☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve eğerAnd ifbiz[that] Weyazsaydık(had) decreedonlaraon themöldürünthatöldürünKillkendiniziyourselvesya daorçıkınGo forthyurtlarınızdanfromevlerinizyour homesbunu yapmazlardınotonu yapmazlardıthey would have done ithariçexceptpek azıa fewiçlerindenof themeğerBut ifonlar[that] theyyapsalardıhad doneşeyiwhatöğütlenenthey were advisedkendilerinewith [it]elbette olurdusurely (it) would have beendaha iyibetterkendileri içinfor themve daha sağlamand strongersağlamlıktastrengthen(ing)
🇹🇷 4:66 Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu.
ve o zamanAnd thenkendilerine verirdikWe would (have) given themkatımızdanfromkendimizOurselvesbir mükafata rewardbüyükgreat
🇹🇷 4:67 Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.
ve onları iletirdikAnd We would have guided thembir yola(to the) waydoğru(the) straight
🇹🇷 4:68 Ve onları elbette doğru yola iletirdik.
ve kimAnd whoeverita'at ederseobeysAllah'aAllahve Elçi'yeand the Messengerişte onlarthen thoseberaberdir(will be) withkimselerlethose whomni'metlendirdiğihas bestowed (His) FavorAllah'ınAllahkendileriniupon them peygamberlerleofpeygamberlerthe Prophetsve sıddiklarlaand the truthfulve şehidlerleand the martyrsve Salihlerleand the righteousve ne güzelAnd excellentonlar(are) thosearkadaştırcompanion(s)
🇹🇷 4:69 Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!
buThatni'met(is) the BountyAllahtandırofAllahAllahve yeterand sufficientAllahAllahbilen olarak(as) All-Knower
🇹🇷 4:70 Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believe[d]alınTakekorunma(tedbirleri)niziyour precautionssavaşa gidinand advancebölük bölük(in) groupsya daorsavaşa gidinadvancehep birlikteall together
🇹🇷 4:71 Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.
ve şüphesizAnd indeediçinizdenamong youbir kısmı var ki(is he) whopek ağır davranırlags behindeğerthen ifsize erişirsebefalls youbir felaketa disasterder kihe saidmuhakkakVerilylutfetti(has) favoredAllahAllahbana[on] mebulunmadım[when]ki değil(that) notidimI wasonlarla beraberwith themhazırpresent
🇹🇷 4:72 Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki, pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der.
ve eğerAnd ifsize erişirsebefalls youbir ni'metbountyAllahtanfromAllahAllahderhe would surely saysankias ifyokmuş gibi(had) notolsaydıthere beensizinlebetween youkendisi arasındaand between himhiç sevgiany affectionkeşke ben deOh! I wisholsaydımI had beenonlarla beraberwith themkazansaydımthen I would have attainedbir başarıa successbüyükgreat
🇹🇷 4:73 Ve eğer Allah'tan size bir lütuf ve zafer erişecek olsa, sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi, bu sefer de hiç şüphesiz şöyle diyecek: "Ah ne olurdu, onlarla beraber olaydım da büyük murada ereydim."
savaşsınlarSo let fightyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahkimselerthose whosatan(lar)sellhayatınıthe lifedünya(of) the worldahireti karşılığındafor the Hereafterve kimAnd whoeversavaşır dafightsyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahöldürülürthen he is killedveyaorgalib gelirseachieves victoryyakındathen soonbiz ona vereceğizWe will grant himbir mükafata rewardbüyüka great
🇹🇷 4:74 O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz.