☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve şeyAnd whatsizin başınıza gelenstruck yougün(on the) daykarşılaştığı(when) metiki topluluğunthe two hostsancak izniyledir(was) by (the) permissionAllah'ın(of) Allahve bilmesi içindirand that He (might) make evidentinananlarıthe believers
🇹🇷 3:166 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
ve bilmesi içindirAnd that He (might) make evidentkimselerithose whoiki yüzlülük edenleri(are) hypocritesdendiği haldeAnd it was saidonlarato themgelinComesavaşınfightyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahya daorsavunundefenddedilerThey saideğerIfbilseydikwe knewsavaş (olacağını)fightingsizinle gelirdikcertainly we (would have) followed youonlarThey küfreto disbeliefo günthat dayyakın idiler(were) nearerondanthan [them]imandan (çok)to the faithsöylüyorlarsayingağızlarıylawith their mouthsolmayanıwhatdeğildiwas notiçindeinkalblerinintheir heartshalbuki AllahAnd Allahçok iyi bilmektedir(is) Most Knowingşeyiof whatiçlerinde sakladıklarıthey conceal
🇹🇷 3:167 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
kimselereThose whodiyen(lere)saidkardeşleri içinabout their brothers(Savaştan geri kalıp) oturarakwhile they sateğerIfbizim sözümüzü tutsalardıthey (had) obeyed usöldürülmezlerdinotöldürülürlerdithey would have been killedde kiSayhaydi savınThen avertkendinizdenfromkendinizyourselvesölümü[the] deatheğerifisenizyou aredoğrulardantruthful
🇹🇷 3:168 Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".
sanmaAnd (do) notsanırlarthinkkimseleri(of) those whoöldürülenleriare killedyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahölüler(as) deadbilakisNay(onlar) diridirlerThey are alivekatındanearRableritheir Lordrızıklanmaktadırlarthey are given provision
🇹🇷 3:169 Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.
sevinirlerRejoicingşeylerdenin whatkendilerine verdikleribestowed themAllah'ınAllahlutfundanofO'nun lütfuHis Bountyve müjdelemek isterlerand they receive good tidingskimselereabout those whohenüz yetişemeyen(lere)(have) nothenüz katılmamışyet joinedkendilerine[with] themarkalarından[from]geride bırakılanlar(but are) left behind korku olmadığınathat (there will be) nokorkarlarfearonlaraon themonlarınand notonlartheyüzüntüye uğramayacaklarınawill grieve
🇹🇷 3:170 Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
müjdelerler (sevinirler)They receive good tidingsni'metiniof FavorAllah'ınfromAllahAllahve lutfunuand Bountyve muhakkakand thatAllah'ınAllahzayi etmeyeceğini(does) notzayi ederlet go wasteecrini(the) rewardmü'minlerin(of) the believers
🇹🇷 3:171 Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.
O(mü'mi)nler kiThose whoçağrısına uydularrespondedAllah'ınto Allahve Elçininand the Messengersonra bilefromsonraafterne kiwhatisabet ettibefell them bir yarathe injury onlar için vardırfor those whogüzel davrananlardid goodonlardanamong themve korunanlar içinand feared Allahbir ecir(is) a reward pek büyükgreat
🇹🇷 3:172 Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.
onlar kiThose whodeyincesaidkendilerineto themhalk[the people]elbetteIndeed(Düşman) İnsanlarthe peoplemuhakkak(have) certainly(ordu) toplamışlargatheredsize karşıagainst youonlardan korkunso fear them(bu söz) onların artırdıBut it increased themimanını(in) faithve dediler kiand they saidbize yeterSufficient for usAllah(is) Allahve ne güzeland (He is the) bestvekildir[the] Disposer of affairs
🇹🇷 3:173 İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".