şüphesizIndeedkimselerthose whoinkarcı(lar)disbelieveehlindenfrominsanlar(the) PeopleKitap(of) the Bookve ortak koşanlarand the polytheistsiçindedirler(will be) inateşi(the) Firecehennem(of) Hellsürekli olarakabiding eternallyoradathereinişteThose onlartheyen şerlisidir(are the) worstyaratılmışların(of) the creatures
🇹🇷 98:6 Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir.
şüphesizIndeedkimselerthose whoinanan(lar)believeve yapanlarand doiyi işlerrighteous deedsiştethose onlartheyen hayırlısıdır(are the) bestyaratılmışların(of) the creatures
🇹🇷 98:7 İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır.
onların mükafatıTheir rewardkatında(is) withRableritheir Lord cennetleridirGardensAdn(of) Eternityakanflowaltlarındanfromonların altındanunderneath themırmaklarthe riverssürekli kalacaklarıwill abideiçindethereinebediforeverrazı olmuştur(will be) pleasedAllahAllahonlardanwith themonlar da razı olmuşlardırand they (will be) pleasedO'ndanwith HimbuThatmahsustur(is) for whoeversaygı gösterenefearedRabbinehis Lord
🇹🇷 98:8 Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
zamanWhensarsıldığıis shakenyerthe earthyaman sarsıntı ile(with) its earthquake
🇹🇷 99:1 Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,
ve çıkardığı (zaman)And brings forthyerthe earthağırlıklarınıits burdens
🇹🇷 99:2 Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı,
ve dediği (zaman)And saysinsanmanne oluyor?Whatona(is) with it
🇹🇷 99:3 Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.
işte o günThat Daysöylerit will reporthaberleriniits news
🇹🇷 99:4 O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır.
çünküBecauseRabbinyour Lordvahyetmiştirinspiredona[to] it
🇹🇷 99:5 O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır.
o günThat Dayçıkarlarwill proceedinsanlarthe mankindayrı ayrı gruplar halinde(in) scattered groupsgösterilsin diyeto be shownyaptıkları işlertheir deeds
🇹🇷 99:6 O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır.
artık kimSo whoeveryapmışsadoesağırlığınca(equal to the) weightzerre(of) an atomhayırgoodonu görürwill see it
🇹🇷 99:7 Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.
ve kimAnd whoeveryapmışsadoesağırlığınca(equal to the) weightzerre(of) an atomşerevilonu görürwill see it
🇹🇷 99:8 Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
andolsun koşanlara (atlara)By the racerssoluk soluğapanting
🇹🇷 100:1 O harıl harıl (savaşa) koşanlara,
(tırnaklarıyla) ateş çıkaranlaraAnd the producers of sparksçarparakstriking
🇹🇷 100:2 (Tırnaklarıyla yerden) ateş çıkaranlara,
akın edenlereAnd the chargerssabahleyin(at) dawn
🇹🇷 100:3 Sabahleyin akın edenlere,
toz koparanlaraThen raiseonunla (ayaklarıyla)therebytozdust
🇹🇷 100:4 Tozu dumana karıştıranlara,
derken dalanlaraThen penetrate (in the) centeronunlatherebybir topluluğacollectively
🇹🇷 100:5 Derken bir topluluğun ortasına dalanlara yemin ederim ki,
Mahmoud Khalil Al-Husary