☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الفجرمَكِّيَّة ۝ ٣٠ آيَة
ve getirildiğiAnd is broughto günthat DaycehennemHellişte o günThat Dayanlarwill rememberinsanmanartık ne (yararı) var?but howkendisine(will be) for himanlamanınthe remembrance
🇹🇷 89:23 Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?
der kiHe will sayah keşke benO I wish(iyi işler) gönderseydimI had sent forthbu hayatım içinfor my life
🇹🇷 89:24 "Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
o günSo that Dayazab edemeznotcezalandıracakwill punishO'nun yapacağı azabı(as) His punishmenthiç kimseanyone
🇹🇷 89:25 Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
veAnd notbağ vuramazwill bindO'nun vuracağı bağı(as) His bindinghiç kimseanyone
🇹🇷 89:26 Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
eyOnefissoulhuzura erenwho is satisfied
🇹🇷 89:27 Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
dönReturnRabbinetoRabbinyour Lordrazı olarakwell pleasedrızasını kazanarakand pleasing
🇹🇷 89:28 Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
ve girSo enterarasınaamongkullarımMy slaves
🇹🇷 89:29 Kullarımın arasına gir.
ve girAnd entercennetimeMy Paradise
🇹🇷 89:30 Cennetime gir.
سُورَةُ البلدمَكِّيَّة ۝ ٢٠ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

hayırNayand içerimI swearbuby thiskentecity
🇹🇷 90:1 Andolsun bu beldeye
ki senAnd youoturmaktasın(are) free (to dwell)buin thisşehirdecity
🇹🇷 90:2 Ki sen bu beldede oturmaktasın.
ve doğurana (andolsun)And the begetterveand whatdoğurduğunahe begot
🇹🇷 90:3 Ve and olsun baba ve çocuğuna.
elbetteCertainlybiz yarattıkWe have createdinsanımanarasında(to be) inzorlukhardship
🇹🇷 90:4 Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.
mi sanıyor?Does he thinkgüç yetiremeyeceğinithatdeğilnotgüç yetirirhas powerkendisineover himhiç kimseninanyone
🇹🇷 90:5 İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?
diyorHe will sayben telef ettimI have squanderedmalwealthbirçokabundant
🇹🇷 90:6 Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.
mi sanıyor?Does he thinkkendisini görmediğinithatdeğilnotonu görürsees himkimseninanyone
🇹🇷 90:7 Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?
biz vermedikmi?Have notyaptıkWe madeonafor himiki göztwo eyes
🇹🇷 90:8 Biz ona iki göz vermedik mi?
ve bir dilAnd a tongueve iki dudakand two lips
🇹🇷 90:9 Bir dil ve iki dudak?
ve ona gösterdikAnd shown himiki (tepe) yolthe two ways
🇹🇷 90:10 Ona iki yolu gösterdik.
fakatBut noto atılamadıhe has attemptedsarp yokuşathe steep path
🇹🇷 90:11 Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.
nedir?And whatsana bildirencan make you knowne olduğunuwhatsarp yokuşunthe steep path (is)
🇹🇷 90:12 Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
çözmektir (azad etmek)(It is) freeingbir köleyia neck
🇹🇷 90:13 Köle azat etmek,
yahutOrdoyurmaktırfeedinggünündeinbir güna dayaçlıkofşiddetli açlıksevere hunger
🇹🇷 90:14 Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,
yetimiAn orphanakraba olanofyakınlıknear relationship
🇹🇷 90:15 Yakınlığı olan bir yetime,
yahutOryoksulua needy personhiçbir şeyi olmayaninbedbahtlıkmisery
🇹🇷 90:16 Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
sonraThenolmaktırhe iskimselerdenofonlar kithose whoinanan(lar)believeve tavsiye edenlerdenand enjoin (each other)sabırto patienceve tavsiye edenlerdenand enjoin (each other)merhametto compassion
🇹🇷 90:17 Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
işte onlarThoseadamlarıdır(are the) companionssağın(of) the right (hand)
🇹🇷 90:18 İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.