görmedin mi?Have notgördün müyou seenkimseleri[to]onlar kithose whoverilmiş olanwere givenbir (nasip) paya portionKitaptanofKitapthe Scriptureçağırılıyorlar daThey are invitedKitabınatoKitap(the) BookAllah'ın(of) Allahhüküm versin diyethat (it should) arbitratearalarındabetween themsonrathendönüyorlarturns awaybir topluluka partyonlardanof themve onlarand they (are)yüz çeviriyorlarthose who are averse
🇹🇷 3:23 Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
bu (hareketleri)Thatonların(is) because theydemelerindendirsaybize dokunmayacakNeverbize dokunacakwill touch usateşthe Firebaşkaexceptbirkaç günden(for) dayssayılınumberedve onları yanıltmıştırAnd deceived themdinlerindeindinleritheir religionşeylerwhatolduklarıthey wereuyduruyorinventing
🇹🇷 3:24 Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.
peki nasıl (olacak)?Then how (will it be)zamanwhentopladığımızWe will gather thembir gün içinon a Day hiç şüphe olmayannoşüphedoubtkendisindein itve tastamam verilipAnd will be paid in fullhereveryinsanınsoulkazandığıwhatkazandığıit earnedve onlarınand theyasla(will) notzulme uğratılmadığıbe wronged
🇹🇷 3:25 O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır?
de kiSayAllah'ımO AllahsahibisinOwnermülkün(of) the Dominionsen verirsinYou givemülküthe dominionkimseye(to) whomdilediğinYou willve alırsınand You take awaymülküthe dominionkimsedenfrom whomdilediğinYou willve yükseltirsinand You honorkimseyiwhomdilediğinYou willve alçaltırsınand You humiliatekimseyiwhomdilediğiniYou willsenin elindedirIn Your handhayır (mal iyilik)'(is all) the goodşüphesiz senIndeed, Youher(are) onhereveryşeyethingkadirsinAll-Powerful
🇹🇷 3:26 De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin.
sokarsınYou cause to entergeceyithe nightgündüzeingündüzthe dayve sokarsınand You cause to entergündüzüthe daygeceyeingecethe nightve çıkarırsınand You bring forthdiriyithe livingölüdenfromölülerthe deadve çıkarırsınand You bring forthölüyüthe deaddiridenfromdirilerthe livingve rızıklandırırsınand You give provisionkimseyi(to) whomdilediğinYou willolmaksızınwithouthesapmeasure
🇹🇷 3:27 Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.
edinmesin(Let) notalırlartakeMü'minlerthe believerskafirlerithe disbelieversdost(as) alliesbırakıpfromyerineinstead ofinananlarıthe believersve kimAnd whoeveryaparsadoesböylethatkalmaz (değildir)then not he (has)Allah ilefromAllahAllahbir şey (dostluğu)inhiçbir şeyanythingancak başkaexceptkorunmanızthatkorkarsınızyou fearonlardanfrom them(gelebilecek) tehlikeden(as) a precautionve sizi sakındırırAnd warns youAllahAllahkendisin(in emirlerine karşı gelmek)den(of) Himselfve Allah'adırand toAllahAllahdönüş(is) the final return
🇹🇷 3:28 Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur, ancak onlardan bir korunma yapmanız başkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adır.
de kiSayeğerWhethergizlesenizyou concealolanıwhatgöğüslerinizde(is) ingöğüslerinizyour breastsveyaoraçığa vursanız onuyou disclose it onu bilirknows itAllahAllahve bilirAnd He knowsolanıwhatgöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanıand whatyerde(is) inyeryüzüthe earthAllahAnd Allahher(is) onhereveryşeyethingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 3:29 De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Mahmoud Khalil Al-Husary