eyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believesakınınAvoidçokmuchzandanofzanthe assumptionziraIndeedbir kısmısomezannınassumptiongünahtır(is) sinveAnd (do) notmerak etmeyinspyveand (do) notarkasından çekiştirmesinbackbitebirinizsome of youdiğerinizi(to) otherssever mi?Would likebirinizone of youyemeğitoyiyineatetini(the) fleshkardeşinin(of) his brotherölmüşdeadişte bundan iğrendinizNay, you would hate ito halde korkunAnd fear AllahAllah'tanAnd fear AllahşüphesizindeedAllahAllahtevbeyi çok kabul edendir(is) Oft-Returningçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 49:12 Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
eyO mankindinsanlarO mankindelbette bizIndeed, Wesizi yarattıkcreated youbir erkektenfrombir erkeka maleve bir kadın(dan)and a femaleve ayırdık siziand We made youmilletlerenationsve kabilelereand tribesbirbirinizi tanımanız içinthat you may know one anotherşüphesizIndeeden üstün olanınız(the) most noble of youyanındanearAllahAllahen çok korunanınızdır(is the) most righteous of youşüphesizIndeedAllahAllahbilendir(is) All-Knowerhaber alandırAll-Aware
🇹🇷 49:13 Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.
dedilerSayaraplarthe BedouinsinandıkWe believede kiSayinanmadınızNotiman edersinizyou believefakatbutdeyinsayislam oldukWe have submittedhenüzand has not yetgirmedienteredimanthe faithkalblerinizeinkalplerinizyour heartsve eğerBut ifita'at edersenizyou obeyAllah'aAllahve Elçisineand His Messengersize eksiltmeznotsizi mahrum ederHe will deprive youamellerinizdenofamellerinizyour deedshiçbir şeyianythingşüphesizIndeedAllahAllahçok bağışlayandır(is) Oft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 49:14 Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
şüphesizOnlyMü'minlerthe believerskimselerdir(are) those whoiman eden(lerdir)believeAllah'ain Allahve Elçisineand His Messengersonrathenşüphe etmeyenlerdir(do) notşüphedoubtve cihad edenlerdirbut strivemallarıylewith their wealthve canlarıyleand their livesyolundainyol(the) wayAllah(of) AllahişteThoseonlardır[they]doğru olanlar(are) the truthful
🇹🇷 49:15 Gerçek müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.
de kiSaysiz mi öğreteceksiniz?Will you acquaintAllah'aAllahdininiziwith your religionAllahwhile Allahbilirknowsolanlarıwhatgöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarıand whatyerde(is) inyeryüzüthe earthAllahAnd Allahherof everyşeyithingbilendir(is) All-Knower
🇹🇷 49:16 De ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah herşeyi hakkıyla bilendir.
başına kakıyorlarThey consider (it) a favorseninto youİslam olmalarınıthatİslâm'a girdilerthey have accepted Islamde kiSaybaşıma kakmayın(Do) notbaşa kakarlarconsider a favorbenimon me müslüman olmanızıyour IslamtersineNayAllahAllahminnet ederhas conferred a favorsizeupon yousize hidayeti nedeniylethatsize hidayet ettiHe has guided youimanato the faitheğerifisenizyou aredoğrulardantruthful
🇹🇷 49:17 Onlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizin başınıza kakar. Eğer doğrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmanız gerekir.)
şüphesizIndeedAllahAllahbilirknowsgizlisini(the) unseengöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve AllahAnd Allahgörmektedir(is) All-Seeryaptıklarınızıof whatyaparsınızyou do
🇹🇷 49:18 Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin görülmeyen esrarını bilir. Allah yaptıklarınızı görür.
Mahmoud Khalil Al-Husary