ve şayetAnd ifonlartheybekleselerdihad been patientkadaruntilsen çıkıncayayou came outkendilerinin yanınato themelbette olurducertainly it would bedaha iyibetterkendileri içinfor themAllahAnd Allahbağışlayandır(is) Oft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 49:5 Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
eyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believesize gelirseIfsana gelircomes to youbir fasıka wicked personbir haberlewith informationonu araştırıninvestigateyoksa kötülük edersinizlestzarar verirsinizyou harmbir topluluğa karşıa peoplebilmeyerekin ignorancesonra olursunuzthen you becomeüzerineoverşeywhatyaptığınızyou have donepişmanregretful
🇹🇷 49:6 Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirsen onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.
ve bilin kiAnd knowelbettethatiçinizdediramong youElçisi(is the) Messenger of AllahAllah'ın(is the) Messenger of AllahşayetIfsize uysaydıhe were to obey youbirçokinçokmuchişteofişthe mattersıkıntıya düşerdinizsurely you would be in difficultyfakatbutAllahAllahsevdirdihas endearedsizeto youimanıthe Faithve onu süslediand has made it pleasingsizin kalblerinizdeinkalplerinizyour heartsve çirkin gösterdiand has made hatefulsizeto youküfrüdisbeliefve fıskıand defianceve isyanıand disobedienceişteThosebunlardır(are) they doğru yolda olanlarthe guided ones
🇹🇷 49:7 Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
bir lutufturA BountyAllahtanfrom AllahAllah'tanfrom Allahve ni'metdirand favorve AllahAnd Allahbilendir(is) All-KnowerhakimdirAll-Wise
🇹🇷 49:8 Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
ve eğerAnd ifiki gruptwo partiesinananlardanamongmüminlerthe believersvuruşurlarsafightdüzeltinthen make peaceonların arasınıbetween both of themşayetBut ifsaldırırsaoppressesbirione of themüzerineonötekithe othervuruşunthen fightsaldıran taraflaone whichzulmederoppresseskadaruntildönünceyeit returnsbuyruğunatoemir(the) commandAllah'ın(of) AllaheğerThen ifdönerseit returnsartık düzeltinthen make peaceonların arasınıbetween themadaletlewith justiceve daima adil olunand act justlyçünküIndeedAllahAllahseverlovesadalet yapanlarıthose who act justly
🇹🇷 49:9 Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.
muhakkakOnlymü'minlerthe believerskardeştirler(are) brotherso halde düzeltinso make peacearasınıbetweenkardeşlerinizinyour brothersve korkunand fear AllahAllah'tanand fear Allahumulur kiso that you maysize rahmet edilsinreceive mercy
🇹🇷 49:10 Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz.
eyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believealay etmesin(Let) notalaya alırlarridiculebir topluluka people(başka bir)[of]toplulukla(another) peoplebelkiperhapsolurlarthatolabilirlerthey may bedaha iyibetterkendilerindenthan themve ne deand (let) notkadınlarwomen(başka)[of]kadınlarla(other) womenbelkiperhapsolurlarthatolabilirlerthey may bedaha iyibetteronlar kendilerindenthan themveAnd (do) notkusur aramayıninsultbirbirinizdeyourselvesveand (do) notbirbirinizi çağırmayıncall each otherkötü lakaplarlaby nicknamesne kötü bir şeydirWretched isadıthe namefısk(of) disobediencesonraafterinandıktanthe faithve kimAnd whoevertevbe etmezse(does) nottevbe ederlerrepentiştethen those onlartheyzalimdirler(are) the wrongdoers
🇹🇷 49:11 Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.
Mahmoud Khalil Al-Husary