şüphesizIndeedsuçlularthe criminalsazabında(will be) inazap(the) punishmentcehennem(of) Hellsürekli kalacaklardırabiding forever
🇹🇷 43:74 Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır.
hiçNothafifletilmeyecektirwill it subsidekendilerindenfor themve onlarand theyonun içindein itumutsuzdurlar(will) despair
🇹🇷 43:75 Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içersinde ümitsizdirler.
biz onlara zulmetmedikAnd notonlara zulmettikWe wronged themfakatbutidilerthey wereonlarthemselveszalimlerwrongdoers
🇹🇷 43:76 Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zâlimler oldular.
ve seslendilerAnd they will calley MalikO Malikhüküm versinLet put an endbizim hakkımızdato usRabbinyour LorddediHe (will) saysizIndeed, youkalacaksınız(will) remain
🇹🇷 43:77 Onlar cehennem bekçisine: "Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der.
andolsunCertainlybiz size getirdikWe have brought youhakkıthe truthfakatbutsizin çoğunuzmost of youhaktanto the truthhoşlanmıyorsunuz(are) averse
🇹🇷 43:78 Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
yoksaOrkararlaştırdılar (mı?)have they determinedbir işan affairelbette biz deThen indeed, Wekararlıyız(are) determined
🇹🇷 43:79 Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız.
yoksaOrsanıyorlar (mı?)(do) they thinkbizthat Weişitmiyoruz(can) notişitirlerhearonların sırlarınıtheir secret(s)ve gizli konuşmalarınıand their private counsel(s)hayır (işitiriz)Nayve elçilerimizand Our Messengersyanlarında bulunanwith themyazarlarare recording
🇹🇷 43:80 Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçi meleklerimiz de her yaptıklarını yazıyorlar.
de kiSayeğerIfolsaydıhadRahman'ınthe Most Graciousçocuğua sonben olurdumThen, Iilki(would be the) firsttapanların(of) the worshippers
🇹🇷 43:81 Ey Muhammed! de ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum."
münezzehtirGlory beRabbi(to the) Lordgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthRabbi(the) LordArş'ın(of) the Throneonların nitelendirmelerindenabove whatyakıştırırlarthey ascribe
🇹🇷 43:82 Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirdikleri şeyden münezzehtir, yücedir.
bırak onlarıSo leave themdalsınlar(to) converse vainlyve oynasınlarand playkadaruntilkavuşuncayathey meetgünlerinetheir Daykendilerine vadedilenwhichvaat olunurlarthey are promised
🇹🇷 43:83 Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.
ve O'durAnd Heki(is) the One Whogökte(is) ingökthe heaven Tanrı'dırGodveand inyerdethe earth Tanrı'dırGodve OAnd Hehakimdir(is) the All-Wisebilendirthe All-Knower
🇹🇷 43:84 Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O'dur. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyi bilir.
ve ne yücedirAnd blessed (is)kendisine ait olanthe One Who kimeto Whommülkü(belongs the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve bulunan her şeyinand whateverikisi arasında(is) between both of themO'nun yanındadırand with Himbilgisi(is the) knowledgesa'atin(of) the Hourve O'naand to Himdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 43:85 Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz.
ve değillerdirAnd notsahiphave powerşeylerthose whomyalvardıklarıthey invokeO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides Himşefa'at (yetkisin)e(for) the intercessionancak bunun dışındadırexceptkimselerwhoşahidlik edentestifieshakkato the truthve onlarand theybilerekknow
🇹🇷 43:86 Onların Allah'ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.
ve andolsunAnd ifonlara sorsanyou ask themkim?whoonları yarattıcreated themelbette derlerthey will certainly sayAllahAllaho halde nasıl?Then howçevriliyorlarare they deluded
🇹🇷 43:87 Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?
ve onun demesi(ne andolsun)And his sayingya RabO my LordşüphesizIndeedbunlarthesebir kavimdir(are) a peopleinanmayan(who do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 43:88 Peygamberin sözü şu olmuştur: "Ey Rabbim! Bunlar gerçekten imân etmeyen bir kavimdir."
şimdi sen geçSo turn awayonlardanfrom themve de kiand sayselam olsunPeaceyakındaBut soonbileceklerdirthey will know
🇹🇷 43:89 Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: "Size selâm olsun." de. Onlar yakında bilecekler!
Mahmoud Khalil Al-Husary