☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve şüphesiz OAnd indeed, itilmidirsurely (is) a knowledgekıyametinof the HourhiçSo (do) notşüphe etmeyin(be) doubtfulondanabout itve bana uyunand follow MebudurThisyol(is the) PathdoğruStraight
🇹🇷 43:61 Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.
sizi (bundan) alıkoymasınAnd (let) notsizi çeviriravert youşeytanthe Shaitaançünkü oIndeed, hesizin için(is) for youbir düşmandıran enemyaçıkclear
🇹🇷 43:62 Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.
ne zaman kiAnd whengelincecameÎsaIsaaçık kanıtlarlawith clear proofsdedi kihe saidelbetteVerilyben size geldimI have come to youhikmet ilewith wisdomve açıklamak için (geldim)and that I make clearsizeto youbir kısmınısomeşeylerden(of) that whichayrılığa düştünüğünüzyou differondain ito halde korkunSo fearAllah'tanAllahve bana ita'at edinand obey me
🇹🇷 43:63 İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.
şüphesizIndeedAllahAllahO'durHebenim Rabbim(is) my Lordve sizin Rabbinizand your LordO'na tapınso worship HimbudurThisyol(is) a PathdoğruStraight
🇹🇷 43:64 Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tır. Öyle ise O'na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.
birbirleriyle ihtilafa düştülerBut differedguruplarthe factionsaralarından çıkanfromaralarındaamong themvay halineso woezulmedenlerinto those whozulmettiwrongedazabındanfromazap(the) punishmentbir günün(of the) Dayacıklıpainful
🇹🇷 43:65 Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline!
bekliyorlar-mı?Arebekliyorlarthey waitinghariçexceptsa'atin(for) the Hourbaşlarına gelmesindenthatonlara gelmesiit should come on themansızınsuddenlyve onlarwhile theyhiç(do) notfarkında değillerkenperceive
🇹🇷 43:66 Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
dostlarFriendso günthat Daybir kısmısome of themdiğerineto othersdüşmandır(will be) enemiesdışındaexceptmuttakilerthe righteous
🇹🇷 43:67 O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.
ey kullarımO My slavesyokturNokorkufearsizeon youbugünthis Dayve ne deand notsizyouüzülmeyeceksinizwill grieve
🇹🇷 43:68 Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
kimselerThose whoiman eden(ler)believedayetlerimizein Our Versesve olanlarand weremüslümansubmissive
🇹🇷 43:69 Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.
haydi girinEntercenneteParadisesizyouve eşlerinizand your spousesağırlanıp sevindirileceksinizdelighted
🇹🇷 43:70 Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz."
dolaştırılırWill be circulatedonların önündefor themtepsilerplatesaltındanofaltıngoldve kadehlerand cupsorada vardırAnd thereinher şey(is) whatcanların çektiğidesiresnefislerininthe soulsve hoşlandığıand delightsgözlerinthe eyesve sizand youoradathereinebedi kalacaksınızwill abide forever
🇹🇷 43:71 Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.
işteAnd thiscennet(is) the Paradisesize miras verilenwhichmirasçı kılındınızyou are made to inheritkarşılıkfor whatolduklarınızayou used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 43:72 İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
sizin için vardırFor youoradathereinmeyva(are) fruitsçokabundantonlardanfrom ityersinizyou will eat
🇹🇷 43:73 Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.