☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve ey kavmimAnd O my peoplene oluyor?What (is)banafor meben sizi çağırıyorum(that) I call youkurtuluşatokurtuluşthe salvationve siz beni çağırıyorsunuzwhile you call meateşetoateşthe Fire
🇹🇷 40:41 "Hem ey kavmim! Niçin ben sizi kurtuluşa davet ederken, siz beni ateşe davet ediyorsunuz?"
siz beni çağırıyorsunuzYou call menankörlük etmeğethat I disbelieveAllah'ain Allahve ortak koşmağaand (to) associateO'nawith Himşeyleriwhatolmayannotbenimfor meonun hakkındaof itbilgimany knowledgeben iseand Isizi çağırıyorumcall youaziz olanatomutlak güç sahibithe All-Mightyçok bağışlayanathe Oft-Forgiving
🇹🇷 40:42 "Siz beni Allah'ı inkâr etmeye ve bence hiç ilimde yeri olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi o çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan Allah'a davet ediyorum."
yok (ki)Noşüphedoubtkesinliklethat whatsiz beni çağırıyorsunuzyou call meonato it(oysa) yokturnotonunfor itdu'aya değer tarafıa claimdünyadaindünyathe worldne deand notahiretteinahiretthe Hereafterve elbetteand thatbizim dönüşümüzour returnAllah'adır(is) toAllahAllahve elbetteand thataşırı gidenlerthe transgressors işte onlartheyhalkıdır(will be the) companionsateş(of) the Fire
🇹🇷 40:43 "Hiç inkâr edilemez ki, gerçekten sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da, ahirette de bir davet hakkı yoktur. Hepimizin dönüşü Allah'adır. Şüphesiz haddi aşanların hepsi cehennemliktir."
yakında hatırlayacaksınızAnd you will remembernewhatsöylediysemI saysizeto youve bırakıyorumand I entrustişimimy affairAllah'atoAllahAllahşüphesizIndeedAllahAllahgörür(is) All-Seerkullarıof (His) slaves
🇹🇷 40:44 "Siz benim söylediklerimi sonra anlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını görür, gözetir."
onu koruduSo Allah protected himAllahSo Allah protected himkötülüklerinden(from the) evilsonların kurdukları tuzaklarınthattuzak kurdularthey plottedve kuşattıand envelopedailesini(the) peopleFir'avn(of) Firaunen kötüsü(the) worstazabınpunishment
🇹🇷 40:45 Allah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un adamlarını ise, o kötü azab kuşattı.
ateşThe Firesunulurlarthey are exposedonato itsabahmorningve akşamand eveningve günüAnd (the) Daykoptuğu(will be) establishedkıyametinthe Hoursokun (denilir)Cause to enterailesini(the) peopleFir'avn(of) Firaunen çetinine(in the) severestazabınpunishment
🇹🇷 40:46 Onlar, sabah akşam ateşe arzolunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir).
veAnd whenbirbirleriyle tartışırlarkenthey will disputeiçindeinateşinthe Firedediler kithen will sayzayıf olanlarthe weakbüyüklük taslayanlarato those whobüyüklük tasladılarwere arrogantelbette bizIndeed, weidik[we] weresizefor youuymuşfollowerssiz-misiniz?so cansizyougeri çevirirleravertbizdenfrom usufak bir parçasınıa portionateşinofateşthe Fire
🇹🇷 40:47 Hele ateş içinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: "Hani bizler size tabi idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" derler.
dedi(ler) kiWill saybüyüklük taslayanlarthose whobüyüklük tasladılar(were) arrogantelbette bizIndeed, wehepimizallonun içindeyiz(are) in itşüphesizIndeedAllahAllahelbettecertainlyhüküm verdihas judgedarasındabetweenkullar(His) slaves
🇹🇷 40:48 Büyüklük taslayanlar da şöyle derler: "Evet, hepimiz onun içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü vermiştir."
ve dedi(ler) kiAnd will sayiçindekilerthoseiçindeinateşthe Firebekçilerineto (the) keeperscehennemin(of) Helldu'a edinCallRabbinizeyour Lordhafifletsin(to) lightenbizdenfor usbir güna daybirazofazabıthe punishment
🇹🇷 40:49 Ateştekiler, cehennem bekçilerine derler ki: "Rabbinize dua edin de bir gün olsun bizden azabı biraz hafifletsin."