☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
elbette bizIndeed WeindirdikWe revealedsanato youKitabıthe Bookinsanlar içinfor [the] mankindhak ilein truthartık kimSo whoeverdoğru yola gelirseaccepts guidancekendi yararınadırthen (it is) for his soulve kim deand whoeversaparsagoes astrayşüphesizthen onlysapmış olurhe strayskendi zararınaagainst his (soul)ve değil(sin)And notsenyouonların üzerinde(are) over themvekila manager
🇹🇷 39:41 Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.
AllahAllahvefat ettirirtakescanlarıthe soulssırasında(at the) timeölümleri(of) their deathve kimseleriand the one whoölmeyen(leri)(does) notölürlerdieuykularındainuykularıtheir sleepsonra yanında tutarThen He keepskimselerithe one whomhükmettiğiHe has decreedüzerlerindefor themölümünethe deathve salıverirand sendsötekilerinithe otherskadarforbir süreyea termbelirlispecifiedşüphesizIndeedvardırinbundathatibretlersurely (are) signsbir toplum içinfor a peopledüşünenwho ponder
🇹🇷 39:42 Allah, o canları öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
yoksaOrbaşkami edindiler?have they takenbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahşefa'atçilerintercessorsde kiSaybile mi?Even thougholsalarthey wereonlar malik olmayannotsahippossessinghiçbir şeyeanythingveand notdüşünmeyenthey understand
🇹🇷 39:43 Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (böyle yapacaksınız)?"
de kiSayAllah'ındırTo Allah (belongs)şefa'atthe intercessiontamamenallO'nundurFor Himmülkü(is the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthsonraThenO'nato Himdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 39:44 De ki: "Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."
ve zamanAnd whenanıldığıAllah is mentionedAllahAllah is mentionedtek olarakAloneürkershrink with aversionkalbleri(the) heartskimselerin(of) those whoinanmayan(ların)(do) notiman ederlerbelieveahiretein the Hereafterve zamanand whenanıldığıare mentionedkimselerthoseO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides HimhemenbeholdonlarTheysevinirlerrejoice
🇹🇷 39:45 Böyle iken, Allah bir olarak anıldığı zaman ahirete inanmayanların yürekleri burkulur da, O'ndan başkaları anıldığı zaman derhal yüzleri güler.
de kiSayAllah'ımO Allahyoktan var edenCreatorgökleri(of) the heavensve yeriand the earthbilenKnowergörülmeyeni(of) the unseenve görüleniand the witnessed(ancak) senYouhükmedersinwill judgearasındabetweenkullarınınYour slavesşeylerdeinnewhatolduklarıthey used tohakkındathereinayrılığa düştükleridiffer
🇹🇷 39:46 De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'ım! Kulların arasında, o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin."
ve eğer olsaydıAnd ifve eğer olsaydıAnd ifzulmedenlerinthose whozulmettidid wrongbulunanların(had) whateveryeryüzünde(is) inyeryüzüthe earthtümüallve bir misli dahaand (the) like of itonunla beraberwith itmutlaka fidye verirlerdithey would ransomonuwith itkötü-dan (kurtulmak için)fromkötü(the) evilazabın(of) the punishmentgünü(on the) Daykıyamet(of) the Resurrectionve karşılarına çıkmıştırAnd (will) appearonlarınto themAllahtanfromAllahAllahşeylerwhathiçnothesabetmediklerithey hadhesaba katılırtaken into account
🇹🇷 39:47 Eğer bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı da beraber o zulmedenlerin olsaydı, kıyamet günü azabın kötülüğünden kurtulmak için onu mutlaka feda ederlerdi. Ancak ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılır.