☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
şüphesizIndeedhalkı(the) companionscennet(of) Paradiseo günthis Dayiçinde[in]bir meşguliyetwill be occupiedeğlenirler(in) amusement
🇹🇷 36:55 Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.
kendileriTheyve eşleriand their spousesgölgelerdeingölgelershadesüzerineonkoltuklar[the] couchesyaslanmışlardırreclining
🇹🇷 36:56 Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.
onlar için vardırFor themoradathereinmeyvalar(are) fruitsve onlar için vardırand for themher şey(is) whateveristediklerithey call for
🇹🇷 36:57 Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.
selam (vardır)PeacesözleA wordRabdenfrombir Raba Lordçok esirgeyenMost Merciful
🇹🇷 36:58 (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.
şöyle ayrılınBut stand apartbugüntodayeyO criminalssuçlularO criminals
🇹🇷 36:59 Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.
ben and vermedim mi?Did notemrederimI enjoinsizeupon youey oğullarıO Children of AdamAdemO Children of AdamdiyeThattapmayın(do) notibadet edinworshipşeytanathe Shaitaanşüphesiz oindeed, hesizin(is) for youdüşmanınızdıran enemyapaçıkclear
🇹🇷 36:60 "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
veAnd thatbana tapınyou worship MebudurThisyol(is) a PathdoğruStraight
🇹🇷 36:61 "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
ve andolsunAnd indeedsaptırmıştıhe led astraysizdenfrom youkuşağıa multitudebirçokgreatolmaz mısınız?Then did notsenyoudüşünenlerdenuse reason
🇹🇷 36:62 Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?
işteThis (is)cehennem(the) Hellkiwhichsizeyou wereva'dedilenpromised
🇹🇷 36:63 İşte bu size vaad edilen cehennemdir.
oraya girin;Burn thereinbugüntodaydolayıbecauseinkarınızdanyou used toinkâr ederlerdisbelieve
🇹🇷 36:64 Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.
o günThis DaymühürlerizWe will sealüzerini[on]ağızlarıtheir mouthsve bize söylerand will speak to Uselleritheir handsve şahidlik ederand will bear witnessayaklarıtheir feetnelerabout whatidiyselerthey used tokazanıyor(lar)earn
🇹🇷 36:65 Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.
ve eğerAnd ifdilesekWe willedsilerdikWe (would have) surely obliteratedüzerini[over]gözleritheir eyesve dökülürlerdithen they (would) raceyola(to find) the pathama nasıl?then howgörecekler(could) they see
🇹🇷 36:66 Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?
ve eğerAnd ifdilesekWe willeddeğiştirip dondururduksurely, We (would have) transformed themonları oldukları yerdeinyerleritheir placesartıkthen notgüçleri yetmezthey would have been ableileri gitmeyeto proceedne deand notgeri dönmeyereturn
🇹🇷 36:67 Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.
ve kimeAnd (he) whomuzun ömür versekWe grant him long lifeonu baş aşağı çeviririzWe reverse himyaratılışınıinyaratmathe creationakıllarını kullanmıyorlar mı?Then will notakıl ederlerthey use intellect
🇹🇷 36:68 Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?
biz ona öğretmedikAnd notona öğrettikWe taught himşiir[the] poetryveand notyakışmaz dait is befittingonafor himhayırNotOitsadece(is) exceptbir öğüta Reminderve Kur'an'dırand a Quranapaçıkclear
🇹🇷 36:69 Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.
uyarman içinTo warnkimseleri(him) whoolanisdirialiveve hak olsun diyeand may be proved true(azab) söz(ü)the Wordkarşıagainstinkar edenlerethe disbelievers
🇹🇷 36:70 (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.