veAnd notbiz seni göndermedikWe sent youdışındaexceptmüjdeleyici olmak(as) a bearer of glad tidingsve uyarıcıand a warner
🇹🇷 25:56 (Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
de kiSayistemiyorumNotsizden isterimI ask (of) yousizdenfor ithiçbiranyücretpaymentdışındaexceptistemeniz(that) whoever willsdileyen kimse(that) whoever willstutmaktoalırlartakevarantoRabbinehis Lordyolua way
🇹🇷 25:57 De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum."
ve tevekkül etAnd put your trustdiri olanaindiri olan (Hayy)the Ever-Livingöyle ki othe One Whoasladoes not dieölmezdoes not dieve tesbih etand glorifyO'nu överekwith His Praiseve kafidirAnd sufficient isO'nunHegünahlarınıregarding the sinskullarının(of) His slavesbilmesiAll-Aware
🇹🇷 25:58 Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.
O kiThe One Whoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthve bulunanlarıand whateverikisinin arasında(is) between themaltıinaltısixgündeperiodssonrathenkurulduHe established HimselfüzerineoverArşthe Throne Rahman'dırthe Most Gracioussorso askbunuHimbir bilene(as He is) All-Aware
🇹🇷 25:59 Gökleri yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a hükmeden Rahmân'dır. Haydi ne dileyeceksen o her şeyden haberdar olan (Rahmân)dan dile.
ve ne zaman kiAnd whendenildiit is saidonlarato themsecde edinProstrateRahman'ato the Most GraciousderlerThey saynedir?And whatRahman(is) the Most Gracioussecde eder miyiz hiç?Should we prostrateşeyeto whatsenin bize emrettiğinyou order usve onların artırırAnd it increases themnefretini(in) aversion
🇹🇷 25:60 Onlara "Rahmân'a secde edin" dendiği zaman, "Rahmân da neymiş? Senin bize emrettiğine secde eder miyiz hiç?" derler ve bu emir onların nefretini artırır.
yücedirBlessed is HeO kiWhoyaptıhas placedgökteingöklerthe skiesburçlarconstellationsve var ettiand has placedoradathereinbir kandila lampve bir ayand a moonaydınlatıcıshining
🇹🇷 25:61 Gökte burçları var eden, onların içinde bir kandil (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.
ve OAnd Heki(is) the One Whoyaptımadegeceyithe nightve gündüzüand the daybirbirini izler(in) successioniçinfor whoeveristeyenlerdesiresöğüt almaktoanınrememberveyaoristeyenler içindesiresşükretmekto be thankful
🇹🇷 25:62 İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur.
ve kullarıAnd (the) slavesRahman'ın(of) the Most Graciousöyle kimselerdir ki(are) those whoyürürlerwalkyeryüzündeonyeryüzüthe earthmütevazi olarak(in) humblenessne zaman kiand whenkendilerine laf atarsaaddress themcahillerthe ignorant onesderlerthey saySelamPeace
🇹🇷 25:63 O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler).
gecelerini geçirirlerAnd those whogeceyi geçirirlerspend (the) nightRablerinebefore their Lordsecde ederekprostratingve (Onun divanında) durarakand standing
🇹🇷 25:64 Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar.
veAnd those whoderlersayRabbimizOur LorduzaklaştırAvertbizdenfrom usazabınıthe punishmentcehennemin(of) HelldoğrusuIndeedonun azabıits punishmentsargındırisayrılmazinseparable
🇹🇷 25:65 Onlar ki, şöyle derler: Cehennem azabını üzerimizden sav! Doğrusu onun azabı geçici bir şey değildir.
orasıIndeed, itne kötü(is) an evilbir karargahtırabodeve bir makamdırand resting place
🇹🇷 25:66 Orası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü bir konaktır.
veAnd those whozamanwheninfak ettiklerithey spendisraf etmezler(are) not extravagantisraf etmezler(are) not extravagantve etmezlerand are not stingycimrilikand are not stingyve olurbut arearasındabetweenbu (ikisinin)that dengelimoderate
🇹🇷 25:67 Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Mahmoud Khalil Al-Husary