veAnd ofşeytanlardanthe devilskimseleri(were some) whodenize dalanwould divekendisi içinfor himve yapanand would doişlerworkbaşkaother thanbundanthatve biz idikAnd We wereonlarıof themonun emrinde tutuyorGuardians
🇹🇷 21:82 Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.
ve Eyyub'u daAnd Ayubhaniwhendu'a etmiştihe calledRabbine(to) his Lordgerçekten diyeIndeed, [I]bana dokunduhas touched mebu dertthe adversityve senand Youen merhametlisisin(are) Most Mercifulmerhametlilerin(of) the Merciful
🇹🇷 21:83 Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.
biz de kabul ettikSo We respondedonu(n du'asını)to himve kaldırdıkand We removedne varsawhatonun(was) on himderdiofdarlık(the) adversityve ona verdikAnd We gave himailesinihis familyve bir katını dahaand (the) like thereofonlarla beraberwith thembir rahmet(as) Mercytarafımızdanfrom Ourselveskatımızdanfrom Ourselvesve bir öğüt olarakand a reminderibadet edenler içinfor the worshippers
🇹🇷 21:84 Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik.
ve İsma'il'iAnd Ishmaelİdris'iand Idrisve Zu'(l-Kifl'i)and Dhul-Kifl(ve Zu')l-Kifl'iand Dhul-Kiflhepsi deallsabredenlerdendi(were) ofsabredenlerthe patient ones
🇹🇷 21:85 İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
ve onları soktukAnd We admitted themrahmetimizeinrahmetimizOur Mercyçünkü onlarIndeed, theySalihlerdendi(were) ofsalihlerthe righteous
🇹🇷 21:86 Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten salih olanlardandı.
ve Zü(nnun'u)And Dhun-Nun(ve Zün)nun'uAnd Dhun-Nunzirawhengitmiştihe wentkızarak(while) angrysanmıştıand thoughtdiyethataslanevergüç yetiremeyeceğizWe would decreekendisineupon himnihayet yalvardıThen he callediçindeinkaranlıklarthe darkness(es)diyethatyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptsendenYousenin şanın yücedirGlory be to Youmuhakkak benIndeed, [I]oldumI amzalimlerdenofzalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 21:87 Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.
biz de kabul ettikSo We respondedonu(n du'asını)to himve onu kurtardıkand We saved himtasadanfromsıkıntıthe distressişte böyleAnd thusbiz kurtarırızWe saveinananlarıthe believers
🇹🇷 21:88 Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
ve Zekeriyya'yı daAnd Zakariyahaniwhendu'a etmiştihe calledRabbine(to) his LordRabbimMy Lordbeni bırakma(Do) notbeni bırakınleave metek başımaaloneve senwhile Youen iyisisin(are) [the] Bestvarislerin(of) the inheritors
🇹🇷 21:89 Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.
kabul buyurdukSo We respondedonu(n du'asını)to himve armağan ettikand We bestowedonaon himYahya'yıYahyave ıslah ettikand We curedkendisi içinfor himeşinihis wifegerçekten onlarIndeed, theyidilerused (to)koşuyor(lar)hastenhayır (işlere)iniyi amellergood deedsve bize du'a ederlerdiand they supplicate to Usumarak(in) hopeve korkarakand fearve idilerand they werebizeto Usderin bir saygı içindehumbly submissive
🇹🇷 21:90 Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.
Mahmoud Khalil Al-Husary