☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
sonra ortaya çıkardıThen he brought forthonlarafor thembir buzağıa calf'sheykelibodyonunit hadböğürmesi olana lowing sounddediler kiand they saidbuThissizin tanrınız(is) your godve tanrısıdırand the godMusa'nın(of) Musafakat o unuttubut he forgot
🇹🇷 20:88 Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.
onlar görmüyorlar mı?Then, did notgörürlerthey seeaslathat notdönemezit (could) returnkendilerineto thembir sözlea wordve değildirand notmalikpossessonlarafor thembir zarar vermeyeany harmveand notyararany benefit
🇹🇷 20:89 Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.
andolsunAnd verilydemişti(had) saidkendilerineto themHarunHarunöncedenbeforeöncebeforeey kavmimO my peopleşüphesizOnlysiz sınandınızyou are being testedbununlaby itve şüphesizand indeedRabbinizyour Lordçok esirgeyendir(is) the Most Graciousbana tâbi olunso follow meve ita'at edinand obeybuyruğumamy order
🇹🇷 20:90 And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.
dedilerThey saidaslaNevervazgeçmeyeceğizwe will ceasebunabeing devoted to ittapmaktanbeing devoted to itkadaruntildönünceyereturnsbizeto usMusaMusa
🇹🇷 20:91 Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."
dediHe saidEy HarunO Harunnedir?Whatsana engel olanprevented youzamanwhengördüğünde onlarınyou saw themsaptıklarınıgoing astray
🇹🇷 20:92 (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"
neden bana uymadın?That notbana uyyou follow mekarşı mı geldin?Then, have you disobeyedbuyruğumamy order
🇹🇷 20:93 "(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"
dediHe said(ey) anamın oğluO son of my mothertutma(Do) notbeni yakalamayınseize (me)sakalımıby my beardveand notbaşımıby my headmuhakkak ki benIndeed, Ikorktum[I] feareddiyethatdiyeceksinyou would sayayrılık çıkardınYou caused divisionarasındabetweenoğulları(the) Children of Israelİsrail(the) Children of Israelveand nottutmadınyou respectsözümümy word
🇹🇷 20:94 Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.
dedi kiHe saidnedir?Then whatsenin amacın(is) your caseEy SamiriO Samiri
🇹🇷 20:95 (Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.
dedi kiHe saidben gördümI perceivedşeyleriwhatonların görmediklerinotfarkederlerthey perceiveondain itsonra aldımso I tookbir avuça handfuleserindenfromiz(the) trackElçinin(of) the Messengerve onu attımthen threw itve böyle (yapmayı)and thushoş gösterdisuggestedbanato menefsimmy soul
🇹🇷 20:96 Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.
(Musa) dediHe saidgit (defol)Then goartıkAnd indeedsenfor youhayat boyuncainhayatthe lifediyeceksinthatdiyeceksinizyou will saybana dokunmayın!(Do) notdokunurlartouchve şüphesizAnd indeedsanafor youva'dedilenden (cezadan)(is) an appointmentaslaneverkurtulamayacaksınyou will fail to (keep) itşimdi bakAnd looktanrınaatilahınızyour goddurup ısrarlathat whichkaldınızyou have remainedonato ittaptığındevotedbiz onu yakacağızSurely we will burn itsonrathenonu savuracağızcertainly we will scatter itdenizeindenizthe seaufalayıp(in) particles
🇹🇷 20:97 (Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."
ancakOnlytanrınızyour GodAllah'tır(is) Allaholmayanthe Oneyoktur(there is) notanrıgodbaşkabutO'ndanHekuşatmıştırHe has encompassedherallşeyithingsO'nun bilgisi(in) knowledge
🇹🇷 20:98 Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.