ve attıAnd He has castyeryüzüneinyeryüzüthe earthdağlarfirm mountainsdiyelestsarsmasınit should shakesiziwith youve ırmaklarand riversve yollarand roadsumulur kiso that you maydoğru yolu bulursunuzbe guided
🇹🇷 16:15 Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
ve (nice) işaretlerAnd landmarksve yıldız(lar)laAnd by the starsonlartheyyol bulurlarguide themselves
🇹🇷 16:16 Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
midir?Then is He Whoyaratancreateskimse gibilike one whoyaratmayan(does) notyaratırcreatedüşünmüyor musunuz?Then will you notanınremember
🇹🇷 16:17 Hiç yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
ve eğerAnd ifsaysanızyou should countni'metinithe Favors of AllahAllah'ınthe Favors of Allahsayamazsınıznotonları sayamazsınızyou could enumerate themdoğrusuIndeedAllahAllahçok bağışlayandır(is) Oft-Forgivingçok esirgeyendir;Most Merciful
🇹🇷 16:18 Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
ve AllahAnd Allahher şeyi bilirknowsgizlediğinizwhatgizlersinizyou concealveand whataçığa vurduğunuzyou reveal
🇹🇷 16:19 Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
kimselerAnd those whomtaptıklarıthey invokebaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahyaratamazlarnotyaratırlarthey createhiçbir şeyanythingzaten onlarbut (are) themselvesyaratılmaktadırlarcreated
🇹🇷 16:20 Kâfirlerin Allah'tan başka yalvardıkları (putlar) ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır.
onlar ölüdürler(They are) deaddeğildirlernot alivedirinot alive(fakat)And notbilmezlerthey perceivene zamanwhendirileceklerinithey will be resurrected
🇹🇷 16:21 O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
sizin tanrınızYour godtanrıdır(is) Godbir tekOneamaBut those whoinanmayanların(do) notiman ederlerbelieveahiretein the Hereafterkalbleritheir heartsinkarcıdırrefuseve onlarand theybüyüklük taslarlar(are) arrogant
🇹🇷 16:22 İlâhınız bir tek ilâhtır. Bununla beraber ahirete inanmayanların kalbleri inkârcı, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
gizli kalmazNo doubtşüphesizNo doubtgerçektenthatAllah'aAllahbilirknowsşeyleriwhatonların gizlediklerithey concealve şeyleriand whataçığa vurduklarıthey revealşüphesiz OIndeed, Hesevmez(does) notseverlerlovebüyüklük taslayanlarıthe arrogant ones
🇹🇷 16:23 Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmeyenleri sevmez.
ve ne zaman kiAnd whendendiit is saidonlarato themneWhatindirdihas your Lord sent downRabbinizhas your Lord sent downderlerThey saymasallarıTalesevvelkilerin(of) the ancient
🇹🇷 16:24 Onlara: "Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman "Öncekilerin efsanelerini" dediler.
yüklenmeleri içinThat they may bearkendi günahlarınıtheir own burdenstam olarak(in) fullgünüon (the) Daykıyamet(of) the Resurrectionve bir kısmınıand ofgünahlarınınthe burdenssaptırdıkları kimselerin(of) those whomonları saptırdılarthey misled [them]bilgisizcewithoutbilgiknowledgebakUnquestionablyne kötüevilşey(is) whatyükleniyorlarthey will bear
🇹🇷 16:25 Bunu söylemelerinin sebebi şu: Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür!
kuşkusuzVerilytuzak kurmuşlardıplottedkimselerthose whoonlardan önceki(were) before themonlardan öncekiler(were) before themyıktı (söktü)but Allah cameAllahbut Allah camebinalarını(at) their buildingtemellerindenfromtemellerthe foundationsçökmüştüso fellbaşlarınaupon themtavanthe roofüstlerindekifromüstlerindeabove themve onlara gelmiştiand came to themazabthe punishmentyerdenfromneredewhereummadıklarıthey (did) not perceivefarkına varmadılarthey (did) not perceive
🇹🇷 16:26 Onlardan öncekiler de tuzak kurdular. Fakat Allah onların binalarını temelinden sarstı, çatı tepelerinden üzerlerine çöktü ve azap onlara farkedemedikleri bir yönden geldi.
Mahmoud Khalil Al-Husary