ve taşırlarAnd they carryağırlıklarınızıyour loads(uzak)toşehirlerea landolmadığınıznotgücünüz yetseydiyou couldvarıyorreach itdışındaexceptzahmetler çekmekwith great troublecanlar(ınız)(to) yourselvesdoğrusuIndeedRabbinizyour Lordçok şefkatlidirsurely is Most Kindçok acıyandırMost Merciful
🇹🇷 16:7 Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
ve atlarıAnd horsesve katırlarıand mulesve merkepleriand donkeysbinmeniz içinfor you to ride themve süs içinand (as) adornmentyaratmaktadırAnd He createsşeyleriwhatsizin bilmediklerinizinotbilirsinizyou know
🇹🇷 16:8 Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak.
ve aittirAnd uponAllah'aAllahdoğru(is) the directionyol(of) the wayfakat onun vardırand among themeğrisi de(are) crookedşayetAnd ifdileseydiHe willeddoğru yola iletirdisurely He would have guided youhepiniziall
🇹🇷 16:9 Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
O'durHeindiren(is) the One Whoindirirsends downgöktenfromgökthe skybir suwatersizin içinfor youondandırof itiçeceğ(iniz)(is) drinkve ondandırand from it(bitkiler)(grows) vegetationondain whichhayvanları otlattığınızyou pasture your cattle
🇹🇷 16:10 Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.
bitirmektedirHe causes to growsizefor youonunlawith itekinlerthe cropsve zeytinand the olivesve hurmaand the date-palmsve üzümlerand the grapesveand ofher çeşittenevery kindmeyvalar(of) fruitsşüphesizIndeedbundainşuthatibret vardırsurely (is) a signbir toplum içinfor a peopledüşünenwho reflect
🇹🇷 16:11 Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır. ()
hizmetinize verdiAnd He has subjectedsizinfor yougeceyithe nightve gündüzüand the dayve güneşiand the sunve ay'ıand the moonve yıldızlar daand the starsboyun eğdirilmiştir(are) subjectedO'nun emriyleby His commandşüphesizIndeedbundainşuthatibretler vardırsurely (are) signsbir toplum içinfor a peopleaklını kullananwho use reason
🇹🇷 16:12 Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
ve vardırAnd whateveryarattıklarındaHe multipliedsizin içinfor youyeryüzündeinyeryüzüthe earthçeşitli(of) varyingrenklerdekicolorsşüphesizIndeedbundainşuthatibret vardırsurely (is) a signbir toplum içinfor a peopleöğüt alanwho remember
🇹🇷 16:13 Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
O'durAnd Hehizmetinize veren(is) the One Whoboyun eğdirdisubjecteddenizithe seayemeniz içinfor you to eatondanfrom itetmeattaptazefreshve çıkarmanız içinand that you bring forthondanfrom itsüslerornamentskuşanacağınız(that) you wear themve görüyorsun kiAnd you seegemilerthe shipsdenizi yara yara gitmektedirploughingonun içindethrough itaramanız içinand that you may seekO'nun lutfunuofO'nun lütfuHis Bountyve olur kiand that you mayşükredersiniz(be) grateful
🇹🇷 16:14 Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
Mahmoud Khalil Al-Husary