dedi kiHe saidmi?Shouldsize güveneyimI entrust youonun hakkındawith himancakexceptgibiassize güvendiğimI entrusted you(için)withkardeşihis brotherdaha öncebeforeöncebeforeAllah'tırBut Allahen iyi(is) the bestkoruyanGuardianve Oand Heen merhametlisidir(is the) Most Mercifulmerhametlilerin(of) the merciful
🇹🇷 12:64 Babaları dedi ki: "Ben onu size nasıl emanet ederim? Ya bundan önce kardeşini emanet ettiğimde olan gibi olursa! En hayırlı koruyucu Allah'dır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir."
ne zaman kiAnd whenaçtılarthey opened(zahire) yüklerinitheir baggagebuldularthey foundsermayelerinitheir merchandisegeri verilmişreturnedkendilerineto themdediler kiThey saidEy babamızO our fatherdaha ne?Whatistiyoruz(could) we desireişteThissermayemiz(is) our merchandisegeri verilmişreturnedbizeto usyine yiyecek getiririzAnd we will get provisionailemize(for) our familyve koruruzand we will protectkardeşimiziour brotherve fazla alırızand get an increaseyükümeasurebir deve(of) a camel's (load)buThatbir ölçüdür(is) a measurementazeasy
🇹🇷 12:65 Derken yüklerini açtılar ve sermayelerini kendilerine geri verilmiş olarak buldular. Dediler ki: "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte sermayelerimiz de bize iade edilmiş. Bununla yine ailemize zahire alır getiririz, kardeşimizi de koruruz, üstelik biryük daha fazla zahire alırız. Zaten bu aldığımız pek az bir zahiredir."
dedi kiHe saidonu asla göndermemNeveronu göndermemwill I send himsizinlewith youkadaruntilsiz bana verinceyeyou give to mesağlam bir söza promiseAllah adınabyAllahAllahbana getireceğinizethat surely you will bring him to meonuthat surely you will bring him to medışındaunlesskuşatılıp engellenmenizthatkuşatıldınızyou are surroundedsizinyou are surroundedne zaman kiAnd whenverdilerthey had given himsözlerinitheir promisededihe saidAllahAllahüzerineoverşeywhatsöylediğimizwe sayvekildir(is) a Guardian
🇹🇷 12:66 Babaları dedi ki: "Hepiniz çaresiz kalmadıkça onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem". Onlar da Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları dedi ki: "Bu söylediklerinize Allah vekildir".
ve dedi kiAnd he saidey oğullarımO my sonsgirmeyin(Do) notgirinenterkapıdanfromtek kapıone gatebirone gate(fakat) girinbut enterkapılardanfromkapılargatesayrı ayrıdifferentveAnd notsavamamI can availsizdenyouAllah'tan gelecekagainstAllahAllahhiçbiranyşeyithingyokturNot(hiçbir) Hüküm(is) the decisiondışındaexceptAllah'ınwith AllahO'naupon Himtevekkül ettimI put my trustve O'naand upon Himtevekkül etsinlerlet put (their) trusttevekkül edenlerthe ones who put trust
🇹🇷 12:67 Ve dedi ki: "Ey yavrularım! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben ne yapsam, Allah'ın takdirini sizden engelleyemem. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler."
ne zaman kiAnd whengirdilerthey enteredyerdenfromneredewhereemrettiğiordered thembabalarınıntheir fatheridinotoitsavamazavail(ed)onlardanthemAllah-tan (gelecek)againstAllahAllahhiçbiranyşeyithingama sadecebutbir dileği(it was) a neediçindekiofnefsiYaqub's soulYa'kub'unYaqub's soulaçığa çıkardıwhich he carried outşüphesiz OAnd indeed, hesahibi idi(was) a possessorbilgi(of) knowledgeötürübecauseona öğrettiğimizdenWe had taught himfakatbutçoğumostinsanların(of) the peoplebilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 12:68 Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler. (Gerçi bu şekilde girmeleri) onlar hakında Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önleyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getirilmesi oldu. Şüphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
ne zaman kiAnd whengirincethey enteredhuzurunauponYusuf'unYusufaldıhe tookyanınato himselfkardeşinihis brotherdediHe saidgerçekten benIndeed, Iben[I] amsenin kardeşinimyour brotherüzülmeso (do) notüzülürlergrievesebebiylefor whatonların yaptıklarıthey used (to)yapındo
🇹🇷 12:69 Yusuf'un yanına girdikleri vakit, o, kardeşini (Bünyamin'i) yanında alıkoydu. Dedi ki: "Bilesin, ben, senin kardeşinim! İşte bundan dolayı onların yapacaklarına sakın üzülme!"
Mahmoud Khalil Al-Husary