o haldeSo (do) notolmasınbehiçbirintereddüddoubthakkındaas to whattaptıklarıworshiponlarınthese (polytheists)onlar tapmazlarNotibadet ederlerthey worshipbaşkasınaexceptgibi olandanas whattaptıklarıworshippedbabalarınıntheir forefathersdaha öncebeforeöncebeforeşüphesiz bizAnd indeed, Wevereceğizwill surely pay them in fullonların paylarınıtheir shareolmadanwithouteksikbeing diminished
🇹🇷 11:109 O halde sakın şunların ibadet edişlerinden şüpheye düşme. Daha önce ataları nasıl ibadet ediyor idiyseler bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz.
ve andolsunAnd verilyverdikWe gaveMusa'yaMusaKitab'ıthe Bookayrılığa düşüldübut differences aroseondathereineğer olmasaydıAnd if notbir söz(for) a Wordönceden geçmiş(that) precededtarafındanfromRabbinyour Lordhüküm verilirdisurely would have been judgedaralarındabetween themşüphesiz onlarAnd indeed, theyiçindedirlersurely (are) inbir tereddütdoubtbunun hakkındaconcerning itgocundurucususpicious
🇹🇷 11:110 Andolsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir karar olmasa idi, elbette haklarında hüküm verilmiş bitmişti. Muhakkak ki onlar, bundan kuşkulu bir şüphe içindedirler.
ve şüphesizAnd indeedtümününto each [when]tastamam verecektirto each [when]elbette tam verecektirsurely will pay them in fullRabbinyour Lordonların yaptıklarınıtheir deedsşüphesiz OIndeed, Heşeylerdenof whatyaptıklarıthey dohaberdardır(is) All-Aware
🇹🇷 11:111 Gerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.
dosdoğru olunSo stand firmgibiasemrolunduğunyou are commandedve kimselerand (those) whotevbe edenturn (in repentance)seninle birliktewith youveand (do) notaşırı gitmeyintransgressşüphesiz OIndeed, Heşeyleriof whatyaptıklarınızyou dogörmektedir(is) All-Seer
🇹🇷 11:112 İşte bundan dolayı emrolunduğun gibi doğru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar). Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.
veAnd (do) notmeyletmeyininclinekimseleretoonlar kithose whozulmeden(lere)do wrongyoksa size dokunurlest touches youateşthe Fireve yokturand notsizin için(is) for youbaşkabesides AllahAllah'tan başkabesides AllahAllah'tanbesides Allahhiçbiranydost(lar)protectorssonrathenaslanotyardım göremezsinizyou will be helped
🇹🇷 11:113 Ve zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah'dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.
ve kılAnd establishnamazthe prayeriki tarafında(at the) two endsgündüzün(of) the dayve yakın vakitlerindeand (at) the approachgeceninofgecethe nightşüphesizIndeediyiliklerthe good deedsgiderirremovekötülüklerithe evil deedsbuThatbir öğüttür(is) a reminderibret alanlarafor those who remember
🇹🇷 11:114 Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise, düşünebilenlere bir öğüttür.
ve sabretAnd be patientşüphesizfor indeedAllahAllahzayi etmez(does) notzayi ederlet go wasteecirlerini(the) rewardiyilik yapanların(of) the good-doers
🇹🇷 11:115 Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.
değil miydi?So why notbulunmalıhad beennesillerdenofnesillerthe generationssizden öncekibefore yousenden öncebefore yousahiplerithose possessing a remnantfaziletthose possessing a remnantalıkoyanforbiddingfesattanfrombozgunculukthe corruptionyeryüzündeinyeryüzüthe earthdışındaexceptçok azıa fewkendileriniof thosekurtardığımızWe savedonlardanamong thempeşine takıldılarBut followedkimselerthose whozulmedenlerdid wrongbulundukları refahınwhatkendilerine verilen refahluxury they were giveniçindethereinve oldularand they weresuçlu kimselercriminals
🇹🇷 11:116 Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.
veAnd notdeğildiwouldRabbinyour Lordhelak edecekdestroyo beldelerithe citieszulümleunjustlyahalisi (iken)while its peopleıslah edici(were) reformers
🇹🇷 11:117 Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.
Mahmoud Khalil Al-Husary