ve Ey kavmimAnd O my peoplesizden istemiyorumnotsizden isterimI ask (of) youbunun karşılığındafor itbir malany wealthbenim ecrimNotbenim mükâfatım(is) my rewardyalnızcaexceptaittirfromAllah'aAllahve değilimAnd notbenI amkovacakgoing to drive awaykimselerithose whoiman eden(leri)believedşüphesiz onlarIndeed, theykavuşacaklardır(will) be meetingRabblerinetheir Lordancak benbut Isizi görüyorumsee youbir topluluk olarak(are) a peoplecahillik edenignorant
🇹🇷 11:29 "Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum."
Ey kavmimAnd O my peoplekimWhobana yardımcı olabilirwould help mekarşıagainstAllah'aAllaheğerifonları kovsamI drove them awaydüşünmüyor musunuz?Then, will notöğüt alırsınızyou take heed
🇹🇷 11:30 "Ey kavmim, ben onları etrafımdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hiç düşünmez misiniz?"
ben demiyorumAnd notderimI saysizeto youbenim yanımdadır(that) with mehazineleri(are the) treasuresAllah'ın(of) Allahveand notbilmiyorumI knowgaybıthe unseenveand notdemiyorumI sayşüphesiz benthat I ammeleğim (diye)an Angelveand notdiyememI saykimseler içinfor those whomküçük gördüklerilook down upongözlerinizinyour eyesonlara vermeyecektirneverAllah onlara verecek miwill Allah give themAllahwill Allah give thembir hayırany goodAllahAllahdaha iyi bilirknows bestolanıwhatiçlerinde(is) inonların kenditheir soulsben gerçektenIndeed, Io zamanthenkimselerden olurum(will be) surely ofzulmedenthe wrongdoers
🇹🇷 11:31 Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "Allah onlara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum.
dediler kiThey saidEy NuhO NuhmuhakkakIndeedbizimle tartıştınyou disputed with usçok ileri gittinand you (have been) frequentbizimle tartışmanda(in) dispute with usgetir bakalımSo bring usşeyiwhatbize vaadettiğinyou threaten us (with)eğerifisenyou aredoğru sözlülerdenofdoğru söyleyenlerthe truthful
🇹🇷 11:32 Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim."
(Nuh) dediHe saidancakOnlysize getirirwill bring it (on) youonuwill bring it (on) youAllahAllaheğerifdilerseHe willsve değilsinizand notsizyou (are)O'nu aciz bırakacakone who (can) escape (it)
🇹🇷 11:33 Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz."
veAnd (will) notsize yarar vermezbenefit youöğüdümmy adviceeğer(even) ifistesem deI wishöğüt vermektoöğüt veririm[I] advisesize[to] youeğerifAllahit was Allah'sAllah'ındıit was Allah'sdilersewillsizi azgınlığa düşürmeyitosizi saptırırlet you go astrayOHe (is)sizin Rabbinizdiryour Lordve O'naand to Himdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 11:34 Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz.
yoksaOrdiyorlar (mı?)(do) they sayonu uydurduHe has invented itde kiSayeğerIfonu ben uydurduysamI have invented itbenim üzerimedirthen on mesuçum(is) my crimeancak benbut I amuzağıminnocentsizin suçlarınızdanof whatişlediğiniz suçlarcrimes you commit
🇹🇷 11:35 Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım".
vahyolunduAnd it was revealedNuh'atoNûhNuhgerçektenThatkimse iman etmeyecekwill neveriman ederlerbelievekavmindenfromkavminyour peopledışındaexceptkimselerin(those) who(şimdiye kadar)have alreadyiman edenbelievedüzülmeSo (do) notsıkılma(be) distresseddolayıby whatonların yaptıklarındanthey have beenyaparakdoing
🇹🇷 11:36 Ayrıca Nuh'a şöyle vahyettik: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme."
ve yapAnd constructgemiyithe shipbizim gözetimimiz altındaunder Our Eyesve vahyimizleand Our inspirationbana hitap (dua) etmeand (do) notBana başvurmaaddress Mehakkındaconcerningkimselerthose whozulmeden(ler)wrongedonlarindeed, they (are)suda boğulacaklardırthe ones (to be) drowned
🇹🇷 11:37 Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary