şüphesizIndeedertelemekthe postponingdaha ileri gitmektir(is) an increaseküfürdeininkârthe disbeliefsaptırılırare led astrayonunlaby itkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelieveonu helal sayarlarThey make it lawfulbir yılone yearve haram sayarlarand make it unlawfulbir yıl(another) yeardenk gelsin diyeto adjustsayısıthe numberharam kıldığınınwhichAllah haram kıldıAllah has made unlawfulAllah'ınAllah has made unlawfulhelal yapsınlarand making lawfulharam kıldığınıwhatAllah haram kıldıAllah has made unlawfulAllah'ınAllah has made unlawfulsüslü gösterildiIs made fair-seemingkendilerineto themkötülüğü(the) evilyaptıkları işin(of) their deedsve AllahAnd Allahyol göstermez(does) nothidayet ederguidetoplumunathe people kafirlerthe disbelievers
🇹🇷 9:37 O "Nesi'" (denilen bir haram ayı geciktirmek âdeti), olsa olsa küfürde fazlalıktır ki, kâfirler onunla şaşırtılır, onu bir yıl helâl, bir yıl haram sayarlar ki, Allah'ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da Allah'ın haram kıldığını helâl kılsınlar. İşte böylece kendilerine kötü işleri güzel gösterildi. Allah da kâfir olan bir kavmi doğru yola iletmez.
EyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believene oldu ki?Whatsize(is the matter) with youzamanwhendendiğiit is saidsizeto yousavaşa çıkıngo forthyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahçakılıp kaldınızyou cling heavilyyeretoyeryüzüthe earthrazı mı oldunuz?Are you pleasedhayatınawith the lifedünya(of) the worldkarşılık(rather) thanahiretethe HereafteramaBut whatgeçimi(is the) enjoymenthayatının(of) the lifedünya(of) the worldgörein (comparison to)ahiretethe hereafterpekexceptazdıra little
🇹🇷 9:38 Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda cihada çıkın." denilince olduğunuz yere yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir.
eğerIf nottopluca (savaşa) çıkmazsanızyou go forthsize azabederHe will punish youbir azapla(with) a painful punishmentacıklı(with) a painful punishmentve yerinize getirirand will replace youbir topluluk(with) a peoplesizden başkaother than youO'na zarar veremezsinizand notO'na zarar veremezsinizyou can harm Himhiçbir(in) anythingve AllahAnd Allahher(is) onhereveryşeyithingyapabilendirAll-Powerful
🇹🇷 9:39 Eğer topluca savaşa katılmazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. Allah'ın herşeye gücü yeter.
eğerIf notsiz ona yardım etmezsenizyou help himiyi bilin kicertainlyona yardım etmiştiAllah helped himAllahAllah helped himhaniwhen(Mekke'den) çıkardıklarındadrove him outkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedikincisiydithe secondiki kişiden(of) the twoikenwhenikisithey bothmağarada(were) inmağarathe cavehaniwhendiyorduhe saidarkadaşınato his companionüzülme(Do) notüzülürlergrieveşüphesizindeedAllahAllahbizimle beraberdir(is) with us(İşte o zaman) indirdiThen Allah sent downAllahThen Allah sent downsekinesiniHis tranquilityonun üzerineupon himve onu desteklediand supported himaskerlerlewith forcessizin görmediğinizwhich you did not seegörmediğinizwhich you did not seeve kıldıand madesözünü(the) wordkimselerin(of) those whoinanmayan(ların)disbelievedalçakthe lowestve sözü isewhile (the) WordAllah'ın(of) Allahoit (is)yüce olandırthe highestve AllahAnd Allahdaima üstündür(is) All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 9:40 Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına "Üzülme, çünkü Allah bizimledir." diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
Mahmoud Khalil Al-Husary