olmadıAnd notidiwascevabı(the) answerkavminin(of) his peoplebaşkaexceptdemelerindenthatdedilerthey saidonları çıkarınDrive them outkentinizdenofbeldenizyour townçünkü onlarIndeed, theyinsanlarmış(are) peoplefazla temizlenenwho keep themselves pure
🇹🇷 7:82 Kavminin cevabı: "Onları (Lût'u ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın, çünkü onlar, fazla temizlenen insanlarmış! "demelerinden başka bir şey olmadı.
biz de onu kurtardıkSo We saved himve ailesiniand his familyyalnızexceptkarısıhis wifeoldushe wasgeride kalanlardanofgeride kalanlarthose who stayed behind
🇹🇷 7:83 Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısı(nı kurtarmadık) çünkü o, geride kalanlardan oldu.
ve yağdırdıkAnd We showeredüzerlerineupon thembir yağmura rainbakSo seenasılhowolduwassonu(the) endsuçluların(of) the criminals
🇹🇷 7:84 Ve üzerlerine bir (azab) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!
veAnd toMedyen'eMadyankardeşlerihis brotherŞuayb'i (gönderdik)ShuaibdediHe saidEy kavmimO my peoplekulluk edinWorshipAllah'aAllahyokturnotsizinfor youhiçanytanrınızgodO'ndan başkaother than HimdoğrusuVerilysize geldihas came to youaçık bir delila clear proofRabbinizdenfromRabbinyour Lordtam yapınSo give fullölçüyü[the] measureve tartıyıand the weightveand (do) noteksiltmeyindepriveinsanların[the] peopleeşyalarınıin their thingsbozgunculuk yapmayınand (do) notbozgunculuk yaparlarcause corruptionyeryüzündeinyeryüzüthe earthsonraafterdüzeltildiktenits reformationböylesiThatdaha iyidir(is) bettersizin içinfor youeğerifisenizyou areinananlarbelievers
🇹🇷 7:85 Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik): "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi: Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin, düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; eğer inanan (insan)lar iseniz, böylesi sizin için daha iyidir!"
ve oturmayınAnd (do) nototurunsitheron everyyolapathtehdit ederekthreateningve engelleyerekand hinderingyolundanfromyol(the) wayAllah(of) Allahkimseleri(those) whoinananbelieveonunlain Himve onun arayarakand seeking (to make) iteğriliğinicrookedve düşününAnd rememberne zaman kiwhensiz idinizyou wereazfewO sizi çoğalttıand He increased youve bakınAnd seenasılhowolduwassonu(the) endbozguncuların(of) the corrupters
🇹🇷 7:86 Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur.
ve eğerAnd ifise(there) isbir kısmıa groupiçinizdenamong youinanmış(who has) believedkişiyein that whichbenimle gönderilenI have been sentonawith [it]ve bir kısmı daand a groupinanmamış isenotiman ederlerthey believesabredinthen be patientkadaruntilhükmedinceyejudgesAllahAllaharamızdabetween usve OAnd Heen iyisidir(is the) Besthükmedenlerin(of) [the] Judges
🇹🇷 7:87 Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Mahmoud Khalil Al-Husary