☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kimiSo whoeveristersewantsAllahAllahdoğru yola iletmekthatona hidayet ederHe guides him açarHe expandsonun göğsünühis breastİslam'ato Islamkimi deand whoeveristerseHe wantssaptırmakthatonu saptırırHe lets him go astrayyaparHe makesonun göğsünühis breastdaralmıştighttıkanıkand constrictedgibias thoughyükseliyorhe (were) climbinggöğeintogökthe skyişte böyleThusçökertirplacesAllahAllahpislik (sıkıntı)the filthüstüneonkimselerinthose whoinanmayan(ların)(do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 6:125 Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.
işte budurAnd thisyolu(is the) wayRabbinin(of) your Lord doğrustraightmuhakkakCertainlybiz geniş geniş açıkladık.We have detailedayetlerithe Verseskavimler içinfor a peopleöğüt alanwho take heed
🇹🇷 6:126 İşte Rabbinin doğru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık.
onlarındırFor themyurdu(will be) homeesenlik(of) [the] peacekatındawithRableritheir Lordve OAnd Heonların dostudur(will be) their protecting frienddolayıbecauseolduklarından(of what) they used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 6:127 Onlar için Rableri katında selâmet yurdu vardır. Yaptıkları iyi amellerden dolayı, Allah onların dostudur.
ve günAnd (the) Daybir araya toplayacağıHe will gather themhepsiniallEy topluluğu(and will say), "O assemblycinler(of) [the] jinnmuhakkakCertainlysiz çok uğraştınızyou have (misled) manyinsanlarlaofinsanlarthe mankindderler kiAnd will sayonların dostlarıtheir friendsinsanlardanamongadamlarthe menRabbimizOur Lordyararlandıkprofitedkimimizsome of uskimimizdenby othersve ulaştıkand we have reachedsonunaour termkiwhichverdiğin süreninYou appointedbizefor us(Allah da) buyurur kiHe will sayateştirThe Firedurağınız(is) your abodeebedi kalacaksınızwill abide foreveroradain ithariçexceptdilemesi(for) whatdilerwillsAllah'ınAllahşüphesiz;IndeedRabbinyour Lordhüküm ve hikmet sahibidir(is) All-WisebilendirAll-Knowing
🇹🇷 6:128 (Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da: "Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
işte böyleAnd thuspeşine takarızWe make friendsbir kısmınısome (of)zalimlerinthe wrongdoersdiğerlerinin(to) othersötürüfor whatolduklarındanthey used tokazanıyor(lar)earn
🇹🇷 6:129 İşte biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına dost yaparız.
Ey topluluğuO assemblycin(of) [the] jinnve insanand [the] mengelmedi mi?Did (there) notsana gelircome to youelçilerMessengersiçinizdenfrom (among) youanlatanrelatingsizeto youayetlerimiMy Versesve sizi uyaranand warning youkarşılaşacağınıza dair(of the) meetinggününüzle(of) your daybuthisdedilerThey will sayşahidizWe bear witnessaleyhineagainstnefsimizourselvesonları aldattıAnd deluded themhayatıthe lifedünya(of) the worldve şahidlik ettilerand they will bear witnesskarşıagainstnefislerinethemselvesşüphesizthat theyolduklarınawerekafirdisbelievers
🇹🇷 6:130 (Allah) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" deyince onlar: "Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler.