☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
bilmiyorlar mı ki?Do notbilirlerthey knowşüphesizthatAllahAllahbilirknowsşeyleriwhatonların gizlediklerithey concealve şeyleriand whataçığa vurduklarıthey declare
🇹🇷 2:77 Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir.
onların içinde vardırAnd among themümmiler(are) unlettered onesbilmezler(who) do notbilirlerknowKitabıthe bookdışındaexceptkuruntularıwishful thinkingonlarand notonlartheysadece(do anything) exceptzannediyorlarguess
🇹🇷 2:78 Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar.
vay halineSo woeo kimselerin kito those whoyazıyorlarwriteKitabıthe bookelleriylewith their (own) handssonrathendiyorlarthey saybuThiskatındandır(is)-denfromAllahAllahsatmak içinto barteronuwith itparaya(for) a priceazıcıklittlevay halineSo woeonlarınto themötürüfor whatyazdığındanhave writtenellerinintheir handsvay halineand woeonlarınto themötürüfor whatkazandıklarındanthey earn
🇹🇷 2:79 Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!..
Bir de dediler kiAnd they sayaslaNeverbize dokunmayacaktırwill touch usateşthe Firedışındaexceptgün(for) dayssayılı birkaçnumberedDe kiSayaldınız mı?Have you takenkatındafromAllahAllahbir söz (bu hususta)a covenantöyleyseso neverdönmezwill breakAllahAllahsözündenHis CovenantyoksaOrsöylüyorsunuz(do) you sayhakkındaagainstAllahAllahbir şeywhatbilmediğiniznotbilirsinizyou know
🇹🇷 2:80 Bir de dediler ki: "Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz". De ki; "Siz Allah'dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"
evetYeskimwhoeverkazanırearnedbir günahevilve kuşatmış olursaand surrounded himkendisiniwithsuçuhis sins işte onlar[so] thosehalkıdır(are the) companionsateş(of) the Fireonlartheyoradain itsürekli kalacaklardır(will) abide forever
🇹🇷 2:81 Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
kimselerAnd those whoinananbelievedve yapanlarand didyararlı işlerrighteous deedsişte onlar dathosehalkıdır(are the) companionscennet(of) Paradiseonlartheyoradain itsürekli kalacaklardır(will) abide forever
🇹🇷 2:82 İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
ve haniAnd whenbiz almıştıkWe tookbir söz(the) covenantoğullarından(from the) Childrenİsrail(of) Israelkulluk etmeyeceksinizNotibadet edeceksinizyou will worshipbaşkasınaexceptAllah'tanAllahve anaya-babayaand with [the] parentsiyilik edeceksiniz(be) goodveand (with)yakınlararelativesve yetimlereand [the] orphansve yoksullaraand the needyve söyleyinand speakinsanlarato [the] peoplegüzel sözgoodve kılınand establishnamazıthe prayerve verinand givezekatıthe zakahsonraThendöndünüzyou turned awayhariçexceptpek azınıza fewsizden olanof youve sizand you (were)yüz çeviriyorsunuzrefusing
🇹🇷 2:83 Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.