☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
AllahAnd Allahdaha iyi bilirknows bettersizin düşmanlarınızıabout your enemiesyeterand (is) sufficientAllahAllahdost olarak(as) a Protectoryeterand sufficientAllah(is) Allahyardımcı olarak(as) a Helper
🇹🇷 4:45 Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeter.
öyleleri var kiOfonlar kithose whoYahudilerdenare Jewskaydırıyorlarthey distortkelimelerithe wordsyerlerinden;fromyerleritheir placesve diyorlarand they sayişittikWe hear[d]ve isyan ettikand we disobey[ed]ve dinleand "Heardinlemez olasınotişitilmekto be heardve ra'inaand "Rainaeğip bükerektwistingdillerini[with] their tonguesve taşlayarakand defamingdini[in]dinthe religionkeşke (eğer)And ifonlar[that] theydeselerdi(had) saidişittikWe hear[d]ve ita'at ettikand we obey[ed]ve dinleand "Hearve bize bakand look (at) uselbette olurdusurely it (would) have beendaha iyibetterkendileri içinfor themve daha sağlamand more suitablefakat[And] butonları la'netlemiştircursed themAllahAllahinkarlarından dolayıfor their disbeliefinanmazlarso notiman ederlerthey believehariçexceptpek azıa few
🇹🇷 4:46 Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
EyO youkimselerwhoverilen(ler)(have) been givenKitapthe Bookinanınbelieveşeye (Kur'ana)in whatindirdiğimizWe (have) revealeddoğrulayıcı olarakconfirmingyanınızdakiniwhat isseninlewith youöncefromöncebeforebiz silip[that]silerizWe effacebazı yüzlerifacesdöndürmemizdenand turn themüzerineonarkalarıtheir backsya daoronları da la'netlememizdenWe curse themgibiasla'netlediğimizWe cursedadamlarınıcompanionscumartesi(of) the SabbathbuyruğuAnd isemir(the) commandAllah'ın(of) Allahyapılır(always) executed
🇹🇷 4:47 Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.
şüphesizIndeedAllahAllahbağışlamaz(does) notbağışlaforgiveortak koşulmasınıthatortak koşulmasıpartners be associatedkendisinewith Himve bağışlarbut He forgivesbaşkasınıfrombaşkaother thanbundanthatkimsedenfor whomdilediğiHe willsve kimseAnd whoeverortak koşanassociates partnersAllah'awith Allahgerçektenthen surelyiftira etmiştirhe has fabricatedbir günaha sin büyüktremendous
🇹🇷 4:48 Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.
görmedin mi?Do notgörürsünyou seeşu[towards]onlar kithose whoövüp yüceltenlericlaim puritykendilerini(for) themselvesHayır ancak'NayAllah(it is) AllahyüceltirHe purifiesdilediğiniwhomO dilerHe willsonlara zulmedilmezand nothaksızlığa uğratılmazlarthey will be wrongedkıl kadar(even as much as) a hair on a date-seed
🇹🇷 4:49 Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.
bakSeenasılhowuyduruyorlarthey inventkarşıaboutAllah'aAllahyalan[the] lieve yeterand sufficientbu (onlara)is it bir günah olarak(as) a sinapaçıkmanifest
🇹🇷 4:50 Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.
görmedin mi?Do notgörürsünyou seekendilerine[towards]onlar kithose whoverilenleriwere givenbir paya portionKitaptanofKitapthe BookinanıyorlarThey believecibt'ein the superstitionve tağut'aand the false deitiesve diyorlarand they sayiçinfor those whoinkar edenlerdisbelieve[d]bunlarThesedaha doğru(are) better guidedkimselerdenthanonlar kithose whoinanan(lar)believe[d]yolda(dırlar)(as to the) way
🇹🇷 4:51 "Şu kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun! Onlar puta ve şeytana inanıyorlar. Ve Allah'ı tanımayanlara, "Bunlar, müminlerden daha doğru yoldadır." diyorlar.