☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الأعلىمَكِّيَّة ۝ ١٩ آيَة
ve ondan kaçınırAnd will avoid itbahtsız olanthe wretched one
🇹🇷 87:11 Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır.
o kiThe one whogirerwill burnateşe(in) the Fireen büyük[the] great
🇹🇷 87:12 O ki, en büyük ateşe girecektir.
sonraThenyokturnotölümhe will dieoradathereinve ne deand notyaşamwill live
🇹🇷 87:13 Sonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır.
doğrusuCertainlykurtuluşa ermiştirhas succeededkimse(one) whonefsini arındıranpurifies (himself)
🇹🇷 87:14 Doğrusu felah buldu (günahtan) temizlenen.  
ve ananAnd remembersadını(the) nameRabbinin(of) his Lordve namaz kılanand prays
🇹🇷 87:15 Rabbinin adını anıp namaz kılan.
amaNaysiz yeğliyorsunuzYou preferhayatınıthe lifedünya(of) the world
🇹🇷 87:16 Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
oysa ahiretWhile the Hereafterdaha iyidir(is) betterve daha kalıcıdırand everlasting
🇹🇷 87:17 Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
şüphesizIndeedbuthiselbette vardısurely (is) insahifelerde dethe Scripturesilk[the] former
🇹🇷 87:18 Kuşkusuz bu ilk sahifelerde vardır,
sayfalarında(The) Scripturesİbrahim'in(of) Ibrahimve Musa'nınand Musa
🇹🇷 87:19 İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde.
سُورَةُ الغاشيةمَكِّيَّة ۝ ٢٦ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

sana geldimi?Hassize gelir(there) come to youhaberi(the) newssarıp kaplayacak olanın(of) the Overwhelming
🇹🇷 88:1 O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
yüzler var kiFaceso günthat Dayöne düşüktür(will be) humbled
🇹🇷 88:2 Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.
çalışırLaboringyorulurexhausted
🇹🇷 88:3 Çalışmış, yorulmuştur.
girerlerThey will burnateşe(in) a Firekızgınintensely hot
🇹🇷 88:4 Kızışmış bir ateşe girer.
kendilerine içirilirThey will be given to drinkbir gözedenfrombir pınara springkaynamışboiling
🇹🇷 88:5 Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
yokturNot isonlar içinfor themyiyecekfoodbaşkaexceptkuru dikendenfromacı dikenli bir bitkia bitter thorny plant
🇹🇷 88:6 Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
o beslemezNotbeslerit nourishesveand notgidermezit availsaçlığından bir şeyfromaçlıkhunger
🇹🇷 88:7 O da ne besler, ne de açlığı giderir.
yüzler de var kiFaceso günthat Dayni'met içinde mutludur(will be) joyful
🇹🇷 88:8 Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
işindenWith their effortmemnunsatisfied
🇹🇷 88:9 Yaptığından hoşnuttur.
bir bahçededirInbir bahçea gardenyüksekelevated
🇹🇷 88:10 Yüksek bir cennettedir.
işitmezlerNotişiteceklerthey will hearoradathereinboş sözvain talk
🇹🇷 88:11 Orada boş bir söz işitmez.
orada vardırThereinbir kaynak(will be) a springakanflowing
🇹🇷 88:12 Orada akan bir kaynak,
oradaThereintahtlar(will be) thronesyükseltilmişraised high
🇹🇷 88:13 Yükseltilmiş divanlar,
ve kadehlerAnd cupskonulmuşput in place
🇹🇷 88:14 Konulmuş kadehler,
ve yastıklarAnd cushionsdizilmişlined up
🇹🇷 88:15 Dizilmiş koltuklar, yastıklar,
ve halılarAnd carpetsserilmişspread out
🇹🇷 88:16 Serilmiş halılar vardır.
bakmıyorlar mı?Then do notbakarlarthey lookdeveleretowardsdevelerthe camelsnasılhowyaratılmışthey are created
🇹🇷 88:17 Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
veAnd towardsgöğethe skynasıl?howyükseltilmişit is raised
🇹🇷 88:18 Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
veAnd towardsdağlarathe mountainsnasıl?howdikilmişthey are fixed
🇹🇷 88:19 Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
veAnd towardsyerethe earthnasıl?howyayılıp döşenmişit is spread out
🇹🇷 88:20 Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?
öğüt verSo remindçünkü ancakonlysenyouöğüt verensin(are) a reminder
🇹🇷 88:21 Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
değilsinYou are notonların üzerindeover themzorlayıcıa controller
🇹🇷 88:22 Onların üzerinde bir zorba değilsin.