☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ القيامةمَكِّيَّة ۝ ٤٠ آيَة
hayırNobilakisButsiz seviyorsunuzyou loveçarçabuk geçenithe immediate
🇹🇷 75:20 Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da
ve bırakıyorsunuzAnd leaveahiretithe Hereafter
🇹🇷 75:21 Ahireti bırakıyorsunuz.
yüzler vardırFaceso günthat Dayışıl ışıl parlar(will be) radiant
🇹🇷 75:22 Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
RabbineTowardsRableritheir Lordbakarlooking
🇹🇷 75:23 Rabbine bakar.
ve yüzler vardırAnd faceso günthat Dayasıktır(will be) distorted
🇹🇷 75:24 Yüzler de var ki o gün asıktır.
anlarThinkingyapılacağınıthatyapılacakwill be donekendisineto thembelini kıran(bela)nınbackbreaking
🇹🇷 75:25 Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
hayırNone zaman kiWhen(can) dayanırit reachesköprücük kemiklerinethe collar bones
🇹🇷 75:26 Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
ve denirAnd it is saidkim?Whoefsun yapar(will) cure
🇹🇷 75:27 "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.
ve anlarAnd he is certainbununthat itayrılık zamanı olduğunu(is) the parting
🇹🇷 75:28 Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
ve dolaşırAnd is woundbacakthe legbacağaabout the leg
🇹🇷 75:29 Bacak bacağa dolaşır..
RabbinedirToRabbinyour Lordo günthat Daysevk(will be) the driving
🇹🇷 75:30 İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.
sadaka vermediAnd notdoğruladıhe accepted (the) truthveand notnamaz da kılmadıhe prayed
🇹🇷 75:31 Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
fakatButyalanladıhe deniedve döndüand turned away
🇹🇷 75:32 Fakat yalanladı ve döndü.
sonraThengittihe wentailesinetoailesihis familyçalım satarakswaggering
🇹🇷 75:33 Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.
yazıkWoesanato youyazıkand woe
🇹🇷 75:34 Gerektir o bela sana, gerek.
yineThenyazıkwoesanato youyazıkand woe
🇹🇷 75:35 Evet, gerektir o bela sana gerek.
sanıyor mu?Does thinkinsanmanbırakılacağınıthatbırakılırhe will be leftbaşı boşneglected
🇹🇷 75:36 İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
değil miydi?Was notkendisihebir nutfe (sperm)a semen-dropmenidenofmenisemendökülenemitted
🇹🇷 75:37 O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?
sonraThenolduhe wasalaka (embriyo)a clinging substanceve yarattıthen He createdve düzenlediand proportioned
🇹🇷 75:38 Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.
ve var ettiThen madeondanof himiki çiftitwo kindserkeği(the) maleve dişiyiand the female
🇹🇷 75:39 Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.
değil mi?Is notbuna[that]gücü yetecek(He) Ablediriltmeğe[over]-etodiriltirgive lifeölüleri(to) the dead
🇹🇷 75:40 Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
سُورَةُ الانسانمَدَنِيَّة ۝ ٣١ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

geçmedi mi?Hasgelir(there) comeüzerindenuponinsanınmanbir sürea perioduzun devirdenofvakittimeolmadığınoto idihe wasbir şeya thinganılanmentioned
🇹🇷 76:1 Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.
doğrusu bizIndeed, Weyarattık[We] createdinsanımanbir nutfedenfrombir nutfea semen-dropkarışıka mixtureimtihan etmek için(that) We test himve onu yaptıkso We made (for) himişiticihearinggörücüand sight
🇹🇷 76:2 Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.
elbette bizIndeed, Weona gösterdikguided himyolu(to) the wayyawhetherşükreder(he) be gratefulveyaand whethernankör olur(he) be ungrateful
🇹🇷 76:3 Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.
elbette bizIndeed, Wehazırlamışızdır[We] have preparedkafirler içinfor the disbelieverszincirlerchainsve demir halkalarand shacklesve alevli bir ateşand a Blazing Fire
🇹🇷 76:4 Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.
şüphesizIndeediyilerthe righteousiçerlerwill drinkbir kadehtenfrombir kadeha cupolaniskarışımıits mixturekâfûr(of) Kafur
🇹🇷 76:5 Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.