☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kahrolasıSo may he be destroyednasıl dahowölçtü biçtihe plotted
🇹🇷 74:19 Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
sonraThenkahrolasımay he be destroyednasılhowölçtü biçtihe plotted
🇹🇷 74:20 Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
sonraThenbaktıhe looked
🇹🇷 74:21 Sonra baktı.
sonraThensurat astıhe frownedkaşlarını çattıand scowled
🇹🇷 74:22 Sonra kaşını çattı, surat astı.
sonraThenarkasını döndühe turned backve böbürlendiand was proud
🇹🇷 74:23 Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
sonra dediThen he saiddeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeybutbir büyü(den)magicrivayet edilip öğretilenimitated
🇹🇷 74:24 "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
değildirNotbu(is) thisbaşka bir şeybutsözü(nden)(the) wordbir insan(of) a human being
🇹🇷 74:25 "Bu, sadece bir insan sözüdür."
onu sokacağımSoon I will drive himSekar'a(into) Hell
🇹🇷 74:26 Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.
veAnd whatsen nereden bileceksin?can make you knowne olduğunuwhatSekar'ın(is) Hell
🇹🇷 74:27 Bilir misin sen, nedir o sekar?
geriye bir şey komazNotbırakmazit lets remainve ne deand notbırakmazit leaves
🇹🇷 74:28 Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.
yakar kavururScorchinginsanıthe human (skin)
🇹🇷 74:29 Durmadan derileri kavurur.
üzerinde vardırOver it(on)dokuz(are) nineon(dokuz)teen
🇹🇷 74:30 Üzerinde ondokuz (melek) vardır.
veAnd notbiz yapmadıkWe have mademuhafızlarıkeeperscehennemin(of) the FirebaşkasınıexceptmeleklerdenAngelsveAnd notyapmadıkWe have madeonların sayısınıtheir numberbaşka bir şeyexceptbir sınavdan(as) a trialiçinfor those whoinkar edenler;disbelieve iyice inansın diyethat may be certainolanlarthose whokendilerine verilmişwere givenKitapthe Scriptureve artsın diyeand may increaseinananlarınthose whoiman ederlerbelieveimanı(in) faithveand notkuşkulanmasınlarmay doubtolanlarthose whoverilmişwere givenKitapthe Scriptureve inananlarand the believersve desinler diyeand that may saykimselerthosebulunaninkalblerindetheir heartshastalık(is) a diseaseve kafirlerand the disbelieversne?Whatdemek istedi(does) intendAllahAllahbuby thismisalleexampleböyleceThusşaşırtırdoes let go astrayAllahAllahkimseyiwhomdilediğiHe willsve doğru yola iletirand guideskimseyiwhomdilediğiHe willsveAnd nonebilmezknowsordularını(the) hostsRabbinin(of) your LordbaşkasıexceptO'ndanHimve değildirAnd notbuitbaşka bir şey(is) butbir uyarı(dan)a reminderinsanlarato (the) human beings
🇹🇷 74:31 Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.
hayırNayandolsun AyaBy the moon
🇹🇷 74:32 Hayır, andolsun aya,
ve geceyeAnd the nightdönüp gitmekte olanwhenayrılırit departs
🇹🇷 74:33 Döndüğü an o geceye,
ve sabahaAnd the morningağardığındawhenaydınlanırit brightens
🇹🇷 74:34 Ve açtığı sıra o sabaha.
şüphesiz ki oIndeed, itbiridir(is) surely onebüyüklerden(of) the greatest
🇹🇷 74:35 Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.
uyarıcıdırA warninginsanlar içinto (the) human being
🇹🇷 74:36 Uyarmak için insanları..
kimseler içinTo whoeverdileyenwillssizdenamong youileri gitmektoakıp gidinproceedveyaorgeri kalmakstay behind
🇹🇷 74:37 İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..
herEverycansoulkazandığıylefor whatkazandığıit has earnedrehin alınmıştır(is) pledged
🇹🇷 74:38 Her nefis kendi kazancına bağlıdır.
yalnız hariçtirExceptadamları(the) companionssağın(of) the right
🇹🇷 74:39 Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.
içindeIncennetlerGardenssoruyorlarasking each other
🇹🇷 74:40 Onlar cennettedirler, sorup dururlar.
suçlularınAboutsuçlularthe criminals
🇹🇷 74:41 Suçluların durumunu.
nedir?Whatsizi sürükleyenled youiçineintoyakıcı ateşHell
🇹🇷 74:42 "Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.
dediler kiThey will saybiz olmadıkNotidikwe werenamaz kılanlardanofnamaz kılanlarthose who prayed
🇹🇷 74:43 Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."
veAnd notdeğildikwe used toyedirenfeedyoksulathe poor
🇹🇷 74:44 "Yoksula da yedirmezdik."
ve bizAnd we used todalardıkindulge in vain talkile birliktewithboş şeylere dalanlarthe vain talkers
🇹🇷 74:45 "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."
ve bizAnd we used toyalanlardıkdenygününü(the) Dayceza(of) the Judgment
🇹🇷 74:46 "Ceza gününü yalanlardık."
nihayetUntilbize gelip çattıcame to usölümthe certainty
🇹🇷 74:47 "Nihayet bize ölüm gelip çattı."