☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الحاقةمَكِّيَّة ۝ ٥٢ آيَة
ve yokturAnd notyiyecekany foodbaşkaexceptirindenfromyara irini(the) discharge of wounds
🇹🇷 69:36 Bir irinden başka yiyecek de yok.
onu yemezNotonu yiyecekwill eat itbaşkasıexcepthata işleyenlerdenthe sinners
🇹🇷 69:37 Onu günahkârlardan başkası yemez.
hayırBut nayyemin ederimI swearşeylereby whatgördüklerinizyou see
🇹🇷 69:38 Andolsun gördüklerinize,
ve şeylereAnd whatgörmedikleriniznotgörürsünyou see
🇹🇷 69:39 Ve görmediklerinize..
şüphesiz oIndeed, it (is)elbette sözüdürsurely (the) Wordbir elçinin(of) a Messengerdeğerlinoble
🇹🇷 69:40 Kuşkusuz Kur'ân, şerefli bir peygamberin (Allah'tan) getirdiği sözdür.
ve değildirAnd notOitsözü(is the) wordbir şa'irin(of) a poetazlittlene de(is) whatinanıyorsunuzyou believe
🇹🇷 69:41 O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz.
ve değildirAnd notsözü(it is the) wordbir kahinin(of) a soothsayerazlittlene de(is) whatdüşünüyorsunuzyou take heed
🇹🇷 69:42 Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz!
indirilmiştir(It is) a revelationtarafındanfromRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 69:43 O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
ve eğerAnd ififtira etseydihe (had) fabricatedbizeagainst Usbazısomelaflar uydurupsayings
🇹🇷 69:44 O, bize isnâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı,
elbette alırdıkCertainly We (would) have seizedonunhimsağınıby the right hand
🇹🇷 69:45 Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık.
sonraThenkeserdikcertainly We (would) have cut offonunfrom himcan damarınıthe aorta
🇹🇷 69:46 Sonra da onun şah damarını keser atardık.
olamazdıAnd notsizdenfrom youhiçbiranykimseoneondan[from him]engel(who could) prevent (it)
🇹🇷 69:47 O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.
şüphesiz OAnd indeed, itbir öğüttür(is) surely a remindermuttakiler içinfor the Allah-fearing
🇹🇷 69:48 O hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür.
ve elbette bizAnd indeed, Weelbette biliyoruzsurely knowmuhakkakthatiçinizdekiamong youyalanlayıcıları(are) deniers
🇹🇷 69:49 Bununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var.
doğrusu oAnd indeed, itelbette hasrettir(is) surely a regretiçinuponkafirlerthe disbelievers
🇹🇷 69:50 Kuşkusuz bu Kur'ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir.
ve şüphesiz OAnd indeed, it (is)muhakkak gerçektirsurely (the) truthkesin(of) certainty
🇹🇷 69:51 Gerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir.
öyleyse tesbih etSo glorifyadını(the) nameRabbinin(of) your Lorduluthe Most Great
🇹🇷 69:52 O halde, haydi tesbih et Rabbinin yüce ismiyle
سُورَةُ المعارجمَكِّيَّة ۝ ٤٤ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

sorduAskedbir sorana questionerazabıabout a punishmentvuku bulacakbound to happen
🇹🇷 70:1 Bir isteyen, olacak azabı istedi.
kafirler içinTo the disbelieversyokturnotonuof itdef edecekany preventer
🇹🇷 70:2 Kâfirler için onu savacak yok.
AllahtanFromAllahAllahsahibiOwneryüksek makamların(of) the ways of ascent
🇹🇷 70:3 O, derece ve makamların sahibi Allah'tandır.
çıkarAscendmeleklerthe Angelsve ruhand the SpiritO'nato Himiçindeinbir güna Dayolan[is]miktarıits measureelli(is) fiftybinthousandyılyear(s)
🇹🇷 70:4 Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.
şimdi sen sabretSo be patientbir sabırlaa patiencegüzelgood
🇹🇷 70:5 O halde güzel bir sabır ile sabret.
onlarIndeed, theyonu görüyor(lar)see ituzak(as) far off
🇹🇷 70:6 Çünkü onlar onu uzak görürler.
biz ise onu görüyoruzBut We see ityakınnear
🇹🇷 70:7 Biz ise onu yakın görüyoruz.
o gün(The) Day olurwill begökthe skyerimiş maden gibilike molten copper
🇹🇷 70:8 O gün gök erimiş bir maden gibi olur.
ve olurAnd will bedağlarthe mountainsrenkli yün gibilike wool
🇹🇷 70:9 Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.
veAnd notsormazwill askdosta frienddostun halini(about) a friend
🇹🇷 70:10 Dost dostun halini soramaz.