☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
andolsunCertainlyvardır(there) issizin içinfor youonlardain thembir örnekan examplegüzelgoodkimseler içinfor (he) whoarzu edenlerisumutluhopefulAllah'ı(in) Allahve gününüand the Dayahiretthe Lastve kimAnd whoeveryüz çevirirseturns awayşüphesizthen indeedAllahAllahO'durHezengin olan(is) Free of needövgüye layık olanthe Praiseworthy
🇹🇷 60:6 Andolsun, onlarda sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü arzulayanlara güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah, zengindir, hamde layık olandır.
belki dePerhapsAllahAllahkoyar[that]koyacakwill putsizinlebetween youarasınaand betweendüşman olduklarınızthose (to) whomdüşmandınızyou have been enemiesonlardanamong thembir sevgiloveve AllahAnd Allahkadirdir(is) All-Powerfulve AllahAnd Allahçok bağışlayandır(is) Oft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 60:7 Olur ki Allah sizinle düşmanlarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
sizi men'etmezNotsize yasaklıyor mu(does) forbid youAllahAllahkimselerdenfromonlar kithose whosizinle savaşmayan(do) notsizinle savaşırlarfight youhakkındaindinthe religionveand (do) notsizi çıkarmayandrive you outyurtlarınızdan;ofevlerinizyour homesiyilik etmektenthatiyi davranırsınızyou deal kindlyve adaletli davranmaktanand deal justlyonlarawith themşüphesiz kiIndeedAllahAllahseverlovesadalet yapanlarıthose who act justly
🇹🇷 60:8 Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.
ancakOnlysizi men'ederforbids youAllahAllahkimselerdenfromonlar kithose whosizinle savaşanfight youhakkındaindinthe religionve sizi çıkaranand drive you outyurtlarınızdanofevlerinizyour homesve yardım edenand supportçıkarılmanızainçıkarılmanızyour expulsiondost olmanızdanthatonları dost edinirsinizyou make them alliesve kimAnd whoeveronlarla dost olursamakes them alliesiştethen thoseonlardır[they]zalimler(are) the wrongdoers
🇹🇷 60:9 Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.
eyO youkimselerwhoinanan(lar)believezamanWhensize geldiğicome to youmü'min kadınlarthe believing womengöç ederek(as) emigrantsonları imtihan edinthen examine themAllahAllahdaha iyi bilir(is) most knowingonların imanlarınıof their faitheğerAnd ifanlarsanızyou know theminanmış olduklarını(to be) believersonları geri döndürmeyinthen (do) notonları geri çevirinreturn themkafirleretokâfirlerthe disbelieversdeğildirNotbunlar (kadınlar)theyhelal(are) lawfulonlarafor themve değildirand notonlartheyhelalare lawfulbunlarafor themve onlara verinBut give themşey(leri)whatonların harcadıklarıthey have spentve yokturAnd notbir günahany blamesizin içinupon youbunlarla evlenmenizdeifonları nikâhlarsınızyou marry themtakdirdewhenkendilerine verdiğinizyou have given themücretlerinitheir (bridal) duesveAnd (do) nottutmayınholdismetlerinito marriage bondskafir kadınların(with) disbelieving womenisteyinbut ask (for)şeyi (mehri)whatharcadığınızyou have spentve onlar da istesinlerand let them askşeyiwhatharcadıklarıthey have spentbu sizeThathükmüdür(is the) JudgmentAllah'ın(of) Allah(böyle) hükmediyorHe judgesaranızdabetween youve AllahAnd Allahbilendir(is) All-Knowinghüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 60:10 Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlarda sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O, hükmeder, Allah bilendir, hikmet sahibidir.
ve eğerAnd ifgidersehave gone from youherhangibir şeyanyeşlerinizdenofeşlerinizyour wiveskafirleretokâfirlerthe disbelieverssonra sıra size gelirsethen your turn comesverinthen givegidenlere(to) those whogittilerhave goneeşleritheir wivesmislini(the) likeharcadıklarının(of) whatharcamışlardıthey had spentve sakınınAnd fearAllah'aAllahki(in) Whomsizyouona[in Him]inanıyorsunuz(are) believers
🇹🇷 60:11 Eğer eşlerinizden biri, sizden kâfirlere kaçar da siz de savaşta galip durumda olursanız, eşleri gitmiş olanlara ganimetten, harcadıkları kadar verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.