şüphesizIndeedkimselerthose whoinanmayan(lar)(do) notiman ederlerbelieveahiretein the Hereafteradlandırıyorlarsurely they namemeleklerethe Angelsadlarınıname(s)dişilerin(of) female
🇹🇷 53:27 Ahirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar
ve yokturAnd notonlarınfor thembu husustaabout ithiçbiranybilgileriknowledgehayırNotonlar uyuyorlarthey followsadecebutzannaassumptionve elbetteAnd indeedzanthe assumptionkazandırmaz(does) notfayda veriravailyanaagainsthak(tan)the truthhiçbir şeyanything
🇹🇷 53:28 Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.
o halde yüz çevirSo turn awaykimsedenfromo kimseyi ki(him) whoyüz çevirenturns awaybizi anmaktanfromzikrimizOur Reminderveand notistemeyenhe desiresbaşka bir şeyexcepthayatındanthe lifedünya(of) the world
🇹🇷 53:29 Onun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir.
işte budurThatonların erişebilecekleri(is) their sumbilgidenofbilgiknowledgeşüphesizIndeedRabbinyour LordO(is) He (Who)iyi bilirknows bestkimseyi(he) whosapanstraysyolundanfromO'nun yoluHis Pathve Oand Heiyi bilirknows bestkimseyi(he) whoyola gelenis guided
🇹🇷 53:30 İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir.
Allah'ındırAnd for Allahherşey(is) whateverbulunan(is) ingöklerdethe heavensve ne varsaand whateverbulunan(is) inyerdethe earthcezalandırsın diyethat He may recompensekimselerithose whokötülük eden(leri)do evilyaptıklarıylewith whatyaptılarthey have doneve mükafatlandırsın diyeand recompensekimselerithose whogüzel davranan(ları)do goodgüzelliklewith the best
🇹🇷 53:31 Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır.
ki onlarThose whokaçınırlaravoidbüyüklerindengreatgünahınsinsve çirkin işlerdenand the immoralitiesdışındaexceptküçük hatalarthe small faultsşüphesizindeedRabbininyour Lordgeniştir(is) vastaffı(in) forgivenessOHedaha iyi bilir(is) most knowing about yousizi(is) most knowing about youzamanwhensizi inşa ettiğiHe produced youtopraktanfromyeryüzüthe earthve zamanand whensizyou (were)cenin halinde ikenfetuseskarınlarındainrahimler(the) wombsannelerinizin(of) your mothersartıkSo (do) notövüp yüceltmeyinascribe puritykendinizi(to) yourselvesOHedaha iyi bilirknows bestkimseyi(he) whokorunanfears
🇹🇷 53:32 Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
gördün mü?Did you seekimseyithe one whoarkasını dönenturned away
🇹🇷 53:33 Şimdi gördün mü O yüz çevireni?
ve vereniAnd gaveazıcıka littleve gerisini elinde tutanıand withheld
🇹🇷 53:34 Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni?
kendi yanında mı?Is with himbilgisi(the) knowledgegayb'ın(of) the unseenve o (mu?)so hegörüyorsees
🇹🇷 53:35 Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor?
yoksaOrhaber verilmedi mi?notona haber verildihe was informedbulunanwith whatsahifelerinde(was) inkitaplar(the) ScripturesMusa'nın(of) Musa
🇹🇷 53:36 Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?
ve İbrahim'inAnd Ibrahimkiwhoçok vefalıdırfulfilled
🇹🇷 53:37 Ve çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler?
yüklenmezThat nottaşırwill bearhiçbir günahkara bearer of burdens(günah) yükünü(the) burdenbaşkasının(of) another
🇹🇷 53:38 Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.
veAnd thatyokturis notinsanafor manbaşka bir şeyexceptçalışmasındanwhatçabalarhe strives (for)
🇹🇷 53:39 Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.
ve muhakkakAnd thatonun çalışmasıhis strivingyakındawill soongörülecektirbe seen
🇹🇷 53:40 Ve çalışması da yakında görülecektir.
sonraThenona verilecektirhe will be recompensed for itkarşılığıthe recompensetastamamthe fullest
🇹🇷 53:41 Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.
ve sonundaAnd thatsenin RabbinetoRabbinyour Lordvarılacaktır(is) the final goal
🇹🇷 53:42 Ve şüphesiz en son varış, Rabbinedir.
ve şüphesiz OAnd that HeO'dur[He]güldürenmakes (one) laughve ağlatanand makes (one) weep
🇹🇷 53:43 Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
ve şüphesiz OAnd that HeO'dur[He]öldürencauses deathve yaşatanand gives life
🇹🇷 53:44 Öldüren de dirilten de O'dur.
Mahmoud Khalil Al-Husary