☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ قمَكِّيَّة ۝ ٤٥ آيَة
ve nicesiniAnd how manyhelak etmiştikWe destroyedbunlardan öncebefore themkuşaklardanofbir nesila generationonlartheydaha kuvvetli idi(were) strongerbunlardanthan themtutuşu(in) powergezip dolaşmışlardıso they exploredülkelerdethroughoutbeldelerthe lands(var) mı?Is (there)hiçanykaçacak yerplace of escape
🇹🇷 50:36 Ey Muhammed! Biz onlardan önce kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik deşik eden nice nesilleri helak ettik, hiç kurtuluş var mı?
muhakkak kiIndeedvardırinbundathatbir öğütsurely, is a reminderkimse içinfor (one) whoolanis onunfor himkalbia heartyahutorveren(who) gives earkulak(who) gives earve owhile heşahid olarak(is) a witness
🇹🇷 50:37 Şüphesiz ki bunda kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır.
ve andolsunAnd certainlybiz yarattıkWe createdgöklerithe heavensve yeriand the earthve bulunanlarıand whateverikisi arasında(is) between both of themaltıinaltısixgündeperiodsveand (did) notbize dokunmadıtouch Ushiçbiranyyorgunlukfatigue
🇹🇷 50:38 Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık, Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.
o halde sabretSo be patientüzerineoveronların dedikleriwhatderlerthey sayve tesbih etand glorifyövgü ile(the) praiseRabbini(of) your Lordöncebeforedoğmadan(the) risinggüneş(of) the sunve önceand beforebatmadanthe setting
🇹🇷 50:39 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.
ve bir kısmındaAnd ofgeceninthe nightO'nu tesbih etglorify Himve arkalarındaand aftersecdethe prostration
🇹🇷 50:40 Geceleyin (akşam ve yatsı namazlarını kılarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kılarak) O'nu tesbih et.
ve dinleAnd listen(o) gün(The) Dayçağırırwill callo ünleyicithe callerbir yerdenfrombir yera placeyakınnear
🇹🇷 50:41 Bir münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
(o) gün(The) Dayduyarlarthey will hearçağrıyıthe Blastgerçek olarakin truthişte buThatgünüdür(is the) Dayçıkış(of) coming forth
🇹🇷 50:42 O gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bugün, kabirlerden çıkış günüdür.
elbette bizIndeed, Webiz[We]yaşatırız[We] give lifeve öldürürüzand [We] cause deathve bizedirand to Usdönüş(is) the final return
🇹🇷 50:43 Gerçekten biz hem yaşatırız, hem öldürürüz. Sonunda dönüş yalnız bizedir.
(o) gün(The) Dayyarılırwill splityerthe earthonlar(ın üstün)denfrom themsür'atle koşarlarhurryingişte buThattoplamadır(is) a gatheringbize görefor Uskolaydıreasy
🇹🇷 50:44 O gün yer yarılır, insanlar kabirlerinden çabucak çıkarlar. İşte bu, sadece bize göre kolay bir toplanmadır.
bizWebiliyoruzknow bestşeyleri[of] whatonların dediklerithey sayve değilsinand notsen(are) youonların üstündeover thembir zorlayıcıthe one to compelöğüt verBut remindKur'an ilewith the QurankimselerewhoeverkorkanfearstehdidimdenMy threat
🇹🇷 50:45 Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'ân ile öğüt ver.
سُورَةُ الذارياتمَكِّيَّة ۝ ٦٠ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

kaldıran(rüzgar)lara andolsunBy those scatteringsavurupdispersing
🇹🇷 51:1 O tozdurup savuranlara,
yüklü (bulut)lara andolsunAnd those carryingağıra load
🇹🇷 51:2 Derken bir ağırlık taşıyanlara,
akıp gidenlere andolsunAnd those sailingkolayca(with) ease
🇹🇷 51:3 Derken bir kolaylıkla akanlara,
taksim edenlere andolsunAnd those distributingiş(ler)iCommand
🇹🇷 51:4 Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki,
gerçektenIndeed, whatsize va'dedilenyou are promisedmutlaka doğrudur(is) surely true
🇹🇷 51:5 O size vaad edilen elbette doğrudur.
ve muhakkakAnd indeedcezathe Judgmentolacaktır(is) surely to occur
🇹🇷 51:6 Ceza ve hesap günü şüphesiz olacaktır.