☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve armağan ettikAnd We grantedona[to] himailesinihis familyve bir eşiniand a like of themonlarla beraberwith thembir rahmet olaraka Mercybizdenfrom Usve bir ibret olarakand a Remindersahiplerinefor those of understandingsağduyufor those of understanding
🇹🇷 38:43 Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.
ve alAnd takeelinein your handbir demet sapa bunchve vurand strikeonunlawith itve aslaand (do) notyeminini bozmabreak (your) oathgerçekten bizIndeed, Weonu bulmuştuk[We] found himsabreden (bir kul)patientne güzelan excellentkulduslaveo daimaIndeed, he(bize) başvururdurepeatedly turned
🇹🇷 38:44 (Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.
ve anAnd rememberkullarımızOur slavesİbrahim'iIbrahimve İshak'ıand Isaacve Ya'kub'uand Ayyubsahibipossessorskuvvet(of) strengthve basiretliand vision
🇹🇷 38:45 Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.
elbette bizIndeed, Weonları ihlaslı (kul) yaptık[We] chose themsamimiyetlefor an exclusive (quality)düşüncesiyleremembranceahiret yurdu(of) the Home
🇹🇷 38:46 Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.
ve onlarAnd indeed, theybizim yanımızdato Usseçkinlerdendir(are) fromseçilmişlerthe chosen oneshayırlılardandırthe best
🇹🇷 38:47 Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.
ve anAnd rememberİsma'il'iIshmaelve Elyesa'ıand Elishave Zülkifil'iand Dhul-kiflve Zülkifil'iand Dhul-kiflhepsi deand alliyilerdendir(are) fromen güzelithe best
🇹🇷 38:48 İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'lKifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
buThisbir hatırlamadır(is) a Reminderve gerçektenAnd indeedkorunanlar için vardırfor the righteousgüzelsurely, is a goodbir gelecekplace of return
🇹🇷 38:49 İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır.
cennetleriGardensAdn(of) Eternityaçılmış(will be) openedkendilerinefor themkapılarıthe gates
🇹🇷 38:50 Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.
(koltuklara) yaslanılarRecliningoradathereinisterlerthey will calloradathereinmeyvafor fruitbir çokmanyve içkiand drink
🇹🇷 38:51 İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir.
ve yanlarında (vardır)And with them(eşlerine) diken(will be) companions of modest gazebakışlarını(will be) companions of modest gazeyaşıt dilberlerwell-matched
🇹🇷 38:52 Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır.
işte budurThisşey(is) whatsize söz verilenyou are promisedgünü içinfor (the) Dayhesap(of) Account
🇹🇷 38:53 O hesap günü için size vaad edilen işte budur.
doğrusuIndeedbuthisbizim rızkımızın(is) surely Our provisionyokturnotonunfor ithiçanybitip tükenmesidepletion
🇹🇷 38:54 İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.
bu böyledirThis (is so)ve fakat elbetteAnd indeedazgınlara vardırfor the transgressorsen kötüsurely (is) an evilbir gelecekplace of return
🇹🇷 38:55 Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.
cehennemHelloraya girerlerthey will burn thereinne kötüand wretched (is)bir döşektirthe resting place
🇹🇷 38:56 Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir.
işteThis (is so)onu tadsınlarThen let them taste itkaynarboiling fluidve kokuşmuşdurand purulence
🇹🇷 38:57 İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.
ve daha başka (vardır)And otherona (azaba) benzeroftürüits typeçeşit çeşit(of various) kinds
🇹🇷 38:58 Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır.
işte şunlarThisguruptur(is) a company(cehenneme) girecekburstingsizinle beraber(in) with youyokturNomerhabawelcomeonlarafor themonlarIndeed, theygireceklerdir(will) burnateşe(in) the Fire
🇹🇷 38:59 İşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.
dediler kiThey sayhayırNayasıl sizeYou yokturnomerhabawelcomesizefor yousizYoubunu önümüze getirdinizbrought thisbizimupon usne kötüSo wretched (is)durakthe settlement
🇹🇷 38:60 (Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!"
dedilerThey will sayRabbimizOur Lordkimwhoeverönümüze getirdiysebroughtbizimupon usbunuthisonun artırincrease for himazabınıa punishmentbir kat dahadoubleateştekiinateşthe Fire
🇹🇷 38:61 "Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler.